Mahkûmiyet

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi gereğince gerekçeli kararın, sanığın 14.07.2014 tarihli sorgusunda beyan ettiği son bilinen adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca tebliğe çıkartılmadan, doğrudan mernis adresine aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğine ilişkin 13.03.2015 tarihli işlemin usulsüz olduğu, bu nedenle sanığın öğrenme üzerine 17.08.2015 tarihli dilekçesi ile hükmü süresi içerisinde temyiz ettiği anlaşılmakla, 24.08.2015 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.11.2014 tarihli ve 2013/2 Esas, 2014/346 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği üzerine atılı suçu işlemediğine ilişkindir.

1. Sanık ...'ın, katılanların ikamet ettiği köye ziyaret amaçlı geldiği ve katılan ...'e kendisini ... Devlet Hastanesi Acil Servisinde çalışan dokto... olarak tanıttığı, katılan ...'in babası olan katılan ...'in hastalığını sanığa anlatması üzerine, sanığın ...'daki ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tanıdığı profesörlerin olduğunu, dayısının da bu hastanede operatör doktor olduğunu, katılan ...'in prostat ameliyatı olmasına yardımcı olacağını söyleyerek ameliyat ücreti olarak katılanlardan 3.500 TL aldığı iddia olunmuştur.

2. Mahkeme tarafından sanığın savunması, katılan beyanları, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için sanığın, mağdurun "içinde bulunduğu tehlikeli veya zor şartlardan" yararlanmak suretiyle haksız bir yarar elde etmesinin gerektiği, somut olayda ise, katılan ...'in içinde bulunduğu durumun tek başına gerçek ve yakın anlamda "tehlikeli veya zor şartlar" kapsamında kabul edilebilecek nitelikte olmadığı, ayrıca sanığın eyleminin suç tarihinden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinde (L) bendinin yürürlükte olmaması nedeniyle eylemin sanık lehine olan aynı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu anlaşılmış olup,
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü aynı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 28.11.2014 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.11.2014 tarihli ve 2013/2 Esas, 2014/346 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, sanık hakkındaki infazın durdurulmasına, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal TAHLİYESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2024 tarihinde karar verildi.