Uyarlama yargılaması yapılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun hükümlü lehine olduğunun kabulü ile mahkûmiyetine

Hükümlü hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR

1. Sanık hakkında, birlikte yargılandığı diğer sanıklar ile birlikte aynı koğuşta tutuklu olarak bulunan mağduru cezaevinde yapmış oldukları silahla tehdit ederek peş peşe anal yoldan organ soktuğu iddiasıyla 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 416 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 80 inci

maddesi, 55 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 40 ıncı maddelerince cezalandırılması istemiyle açılan dava sonucunda, ırza geçme suçundan 765 sayılı Kanun'un 416 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 417 nci maddesi, 55 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereği neticeten 7 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.03.1999 tarihli, 1997/388 Esas, 1999/27 Karar sayılı kararı, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 22.09.1999 tarihli ve 1999/4477 Esas, 1999/4210 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmiştir.

2. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 17.11.2015 tarihli yazısı ile, hükümlünün deneme süresi içerisinde suç işlemiş olması nedeniyle şartla tahliye kararının geri alınması işlemine esas olmak üzere uyarlama yargılaması istenildiği, duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanuru'nun (5237 sayılı Kanun) hükümlü lehine olduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası, hükümlünün yaşı nedeniyle lehine bulunan Kanun'a göre 31 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Hükümlü Müdafiinin Temyiz İsteği
Hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, hükümlü müdafii tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri bakımından kararın usul ve kanuna uygun olduğu kabul edilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış, hükümlü müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 25.02.2016 tarihli ve 1997/388 Esas, 1999/27 Karar sayılı kararında hükümlü müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden hükümlü müdafiinin temyiz isteğinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliği ile ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.02.2024 tarihinde karar verildi.