Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

1. Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; katılan kurumun zararının tespit edilmemesine, bu zararın sanık tarafından giderilmesine karar verilmemesine, temsil edilen kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesine ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

2. Sanık müdafiin temyiz sebepleri; yargılama aşamasında keşif yapılmamasına, kastının bulunmadığına, sanığın son sözleri sorulmayarak ve mazereti kabul edilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığına ilişkindir.

Suça konu yere yakın tapulu arazisi olan H.D.'nin arazisine zarar verildiği ve köyüne giden yola zarar verildiği şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde

kalan ormanlık arazide sanığın yetkilisi olduğu şirket tarafından izin alınmaksızın 110 metre uzunluğunda 6 metre genişliğinde yol açılmak suretiyle 660 m2 alanda işgalde bulunulduğu iddiasıyla;
Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 93/2. maddesine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmasında; yetkilisi olduğu şirketin elektrik üretimi yapmak üzere lisans aldığını, gerekli izinleri alıp çalışma yaptıklarını, suça konu yer için kendisine izin alındığının söylendiğini, sonradan öğrendiği kadarıyla iznin iptali için başvurulduğunu, işgal kastının bulunmadığını beyan etmiştir.
Suça konu yerde kadastro teknisyeninin yaptığı inceleme sonucu hazırladığı raporda; bahse konu yerde 660 m2 genişliğinde açılan yolun 107 ada 1 nolu orman parselinde bulunduğu belirtilmiştir.
Kadastro Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre orman kadastrosunun 30.01.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Sanığın çalıştığı şirket tarafından suça konu yerde belirli bir süre sonra devlete devredilmek üzere hidroelektrik santrali kurulması için lisans alındığı, belirli orman sınırları içerisindeki arazide bahse konu inşaata ait denge bacası ve yaklaşım tüneline ulaşım yolu için Orman İdaresinden 06.03.2014 tarihinde izin alındığı, daha sonra sanığın çalıştığı şirketteki başka bir birim tarafından proje değişikliği nedeniyle iznin iptal edilmesinin talep edilmesi üzerine ilgili idare tarafından mevcut iznin 17.07.2014 tarihinde iptal edildiği dosya kapsamından tespit edilmiştir.
Kolluk araştırması ve beyanlarından şirketin projeyi yürütme yetkilisi olduğu görülen sanığın ilgili idareden alınan izne dayanarak yol yapım çalışmasını yürütmesi, izin alınan saha dışında bir işgalin mevcut olmaması, sanığın çalıştığı şirketteki başka bir birim tarafından proje değişikliği yapılarak talep edilmesi üzerine iznin iptal edilmesi karşısında, sanığın çalıştığı şirketteki konumu itibarıyla şirket kararlarına etki edemediği gibi aksi ispatlanamayan beyanlarına göre de iznin iptal edildiğinden haberinin dahi bulunmadığı, ormanlık alana yerleşmek iradesiyle herhangi bir sabit yapının da inşa edilmediği nazara alınarak ilgili idareden alınan geçerli izne dayanılarak gerçekleştirilen işgal ve faydalanma eyleminde suç kastının bulunmadığı gözetilerek sanığın unsurları oluşmayan suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ve sanık müdafiin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 20.02.2024 tarihinde karar verildi.