SUÇLAR: 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin öğrenme üzerine süresinde kabul edildiği, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği; ceza miktarının fazla olduğuna ve hakkında lehe olan hükümlerin uygulanması talebine ilişkindir.
Askerlik görevini yapmakta olan sanığın, 19.09.2013 tarihinden itibaren 2 gün yol süresi olmak üzere toplam 12 gün süre ile kanuni izne gönderildiği, bu durumda en geç 01.10.2013 tarihinde saat 23.59 a kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, bir müddet izin süresini geçiren sanığın 12.02.2014 tarihinde kendiliğinden gelerek Birliğine katıldığı, sanığın birliğine katılışını yapmasını müteakip 13.02.2014 tarihinde gönderildiği memleket izninden 22.02.2014 tarihinde dönmesi gerekirken
dönmediği sanığın izin aşımında iken müsnet suçu ile ilgili olarak hakkında yakalama emri çıkartıldığı, sanığın 19.10.2014 tarihinde müsnet suçu sebebiyle hakkında çıkarılan yakalama emrine istinaden Denizli'de polis ekipleri tarafından yakalandığı, sanığın serbest bırakılmayarak hakkında çıkarılan yakalama emrine istinaden Denizli Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edildiği, müteakibinde sanığın ifadesinin tespit edilerek geri kalan askerlik hizmetini tamamlamak üzere birliğine sevk edilmek amacıyla Denizli Askerlik Şubesi Başkanlığına teslim edildiği tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Sanık hakkında iki ayrı izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-b maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; her seferinde annesinin rahatsızlığı sebebiyle süresinde Birliğine dönemediğini beyan etmiştir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinin 24.04.2015 tarihli ve Denizli Devlet Hastanesinin "..." konulu cevabi yazılarında; sanığın annesinin sadece ayaktan tedavi gördüğü bildirilmiştir.
Sanığın Pamukkale Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanlığında yaptırılan psikiyatrik muayenesi neticesinde hazırlanan 22.12.2015 tarihli ve 84062 sayılı raporda; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32 nci maddesinden faydalanamayacağı ve cezai ehliyetinin tam olduğu değerlendirmesine yer verilmiştir.
Kovuşturma aşamasında psikiyatri uzmanı hekim tarafından düzenlenen 14.07.2016 tarihli bilirkişi raporunda; sanığın madde kullanımına atıfta bulunulan belgelerde çelişkiler olduğu dolayısıyla doğru karar verilebilmesi için mütalaanın sanığın muayenesi sonrası verilmesinin uygun olacağının değerlendirildiği şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.
Yargıtay (Kapatlan) 19. Ceza Dairesinin 26.06.2019 tarihli ve 2019/504 Esas ve 2019/10134 Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda; Denizli Devlet Hastanesinin 12.11.2019 tarihli ve 9008 protokol sayılı sağlık kurulu raporu ile sanığın belirtilen ilgili tarihlerde cezai ehliyetinin tam olduğu ve askerliğe elverişli olduğu belirlenmiştir.
Sanık hakkında düzenlenen er-erbaş izin belgesi, vaka kanaat raporu, olay tespit tutanağı ve sanığın kendiliğinden Birliğine katılış yaptığına ve yakalandığına dair tutanaklar dosyada mevcuttur.
Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; askerliğe elverişliliği ve cezai ehliyeti konusunda şüphe bulunmayan sanığın izin süresini geçirmesine ilişkin mazeret olarak ileri sürdüğü hususların yapılan araştırmalar sonucunda gerçeği yansıtmadığı ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmakla atılı suçlara konu eylemlerinin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu
olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
20.02.2024 tarihinde karar verildi.