Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Oluşa ve dosya içeriğine uygun mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; sanığın, 10.03.2016 tarihli duruşmada ailesinin zararı karşılaması için İstanbul barosu avukatlarından Av. ...'ya bedeli ödediklerini, ancak avukatın zararı karşılamadığını beyan ettiği, mahkemenin adı geçen avukatı tanık sıfatıyla dinlemeden ve şikayetçiye ya da mirasçılarına zararın giderilip giderilmediğini sormadan sadece sanığın beyanlarına itibar ederek, zararı giderme yönünde irade gösterdiğinin kabulü ile sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/2. maddesi uyarınca indirim yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, 20.02.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.