Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, konuşma ve işitme engeli olduğundan alım satım işlerini takip için ... 1. Noterliği'nin 29.6.2009 tarihli vekaletnamesi ile ikinci eşi olan davalı ...'ı vekil tayin ettiğini, davalının anılan vekaletnameye istinaden dava dışı ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümünü 3. kişiye sattığını, satıştan elde edilen paranın yeni ev satın almak üzere davalıda kaldığını, ancak davalının satıştan elde edilen bedel ile dava konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki 33 nolu bağımsız bölümü intifa hakkı kendi üzerinde kalmak kaydıyla ilk eşinden olma davalı kızı ... adına tescil ettirdiğini, davalıların alım gücü bulunmadığını, dava konusu taşınmazın muvazaalı işlemlerle davalılar adına tescil ettirildiğini ileri sürerek ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki 33 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescilini olmazsa tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, çekişme konusu taşınmazın satın alınmasında davacının hiçbir katkısının olmadığını, davacının bu beyanını içeren bir belge de imzaladığını, taşınmazın yılların birikimi ve yakınlarına borçlanmaları ile alındığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, vekalet ve aile içi güven ilişkisi kötüye kullanılmak suretiyle işlemin gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece; "..İddianın ileri sürülüş biçimi itibarıyla davada inançlı işlem hukuksal nedenine dayanıldığı anlaşılmaktadır...Somut olayda inançlı işlem iddiası bakımından bir inceleme yapılmış değildir. Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılması, toplanan ve toplanacak deliller çerçevesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir." gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda inançlı işlem iddiasını 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, yazılı delille kanıtlanamadığı gibi yemin deliline de başvurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 19.11.2019 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalılar vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 2.037.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 15.20 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 19/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.