Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2015 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 10 ay hapis cezası ile mahkumiyetine tayin edilen cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.

3. Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2017 kararına yönelik sanık ...'ın ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusu üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 27.12.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile mahkumiyetine ve tayin edilen cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.

Katılan kurum vekilinin temyiz sebepleri; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, alt sınırdan hüküm kurulması ve erteleme kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğuna, re'sen dikkate alınacak hususlarla kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

Dava konusu olay, sanık ...'ın, hakkındaki hüküm istinaf aşamasında kesinleşen diğer sanık ... ile birlikte araçla seyir halindeyken, sanık ...'in ayrı yaşadığı eşi mağdur ...'i yolda mini etekle yürürken görünce bu duruma sinirlenip, mağdurun yanına gittiği ve mağduru zorla, sanık ...'ın sürdüğü araca bindirdiği, aracın hareket ettiği ve araç içerisinde bir süre boğuştukları ve sanıkların, mağduru, teyzesinin evinin önüne bırakarak ayrıldıkları, sanıkların birlikte suç işleme kastı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince, sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle aynı Kanun' un 39 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yardım eden olduğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; "..sanık ...'ın mağdur ...'i diğer sanık ... ile beraber kullandığı araç ile seyir halinde iken sanık ...'in zorla araca bindirme şeklindeki eyleminin sanık ...'in hürriyeti tahdit suçuna asli fail olarak iştirak suçunu oluşturduğu ..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek, sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun' un 37 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 109 uncu maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

1. Dava dosyası içeriği, katılanın aşamalardaki anlatımları, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, tanık beyanları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığından katılan kurum vekilinin, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, alt sınırdan hüküm kurulması ve erteleme kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir.

3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan kurum vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 27.12.2019 tarihli, 2018/2494 Esas ve 2019/3367 Karar sayılı kararında katılan kurum vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.02.2024 tarihinde karar verildi.