Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu... Makina Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt İnşaat Malzemeleri Emlak Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 08.12.2014 tarihinde mal kaçırma amacı ile üçüncü kişi ...'ya sattığını belirterek, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın borçlu şirketten değil dava dışı...ndan satın alındığını, taşınmazın tüm borçları ile satın alındığını ve uzun süre Şekerbank'a ödemelerin yapıldığını, borçlu şirketin müvekkilini ve babasını da mağdur ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı borçlu şirket vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı ...'ın dava konusu taşınmazı üzerindeki ipotek ile devir aldığı, tapu devir bedeli olan 80.000,00 TL ile birlikte ipotek bedeli birlikte değerlendirildiğinde taşınmazın gerçek değeri ile satış değeri arasında misli fark bulunmadığı, taraflar arasında akrabalık bağı bulunmadığı ve üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bildiğinin ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, yerel mahkemece davalı ...'nun diğer davalı... Makine ... Ltd. Şirketinin ekonomik durumunu bildiğini yani 3. kişilerden mal kaçırmak kastı olduğunu kabul ettiğini, ... tarafından yatırılan para miktarlarının hangi amaçla neye göre yatırıldığının belirtilmediğini, bankadan gelen 18.12.2017 tarihli cevabi yazıda 400.000,00 TL'lik ipotek konulduğuna dair bir cümlenin olmadığını, davalı vekilinin dosyaya sunulan makbuzlarda ödenen kısmi paraların şüpheye yer bırakmaksızın davalı ... lehine değerlendirilemeyeceğinden bu bedellerin...nun satış bedeline eklenerek taşınmazın değer tespitinin yasa ve delil değerlendirilmesine aykırı olduğunu, ret sebebi aynı olan davalılar yararına tek avukatlık ücretinin takdiri gerektiğini, bu konuda yerel mahkemece yanlış değerlendirme ile her davalıya ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu Antakya ili,... Mah., 2645 parsel sayılı taşınmazın 08.12.2014 tarihinde borçlu tarafından değil, ...tarafından davalı ...'ya devredildiği, bu durumda borçlunun yaptığı bir tasarruf bulunmadığından davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla esastan karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulüne, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 27.02.2020 tarih ve 2016/239 Esas, 2020/37 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri tekrar ederek, dava dışı...nun borçlu şirketin ortağı ve temsilcisi olup tüm işlemlerini yürüttüğünü, davalı ...'nun borçlunun mali durumunu bildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277,278,279,280,281,282,283 ve 284 üncü maddeleri.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve davalı borçlu şirket tarafından yapılan bir tasarruf bulunmamasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.