Mahkûmiyet, sabit tesis niteliğindeki yapıların müsaderesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanık müdafiin temyiz sebepleri; suça konu yerde orman tahdidi bulunmadığına, suça konu yerin 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi kapsamına alınacak olup olmadığının araştırılmamasına, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmamasına, sanığın suç kastının bulunmadığına, Orman İdaresi tarafından kullanıma son verilmesi konusunda sanığın uyarılmadığına, orman kadastrosundan önce yapılan evin bedelinin ödenmemiş olmasına, sanığın tapu belgesine güvendiğine, tapunun iptal edildiğini bilmediğine, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmamış olmasına, davaya katkı sağlamayan Orman İdaresi lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine ve diğer lehe sebeplerle usul ve kanuna aykırı kararın bozulması talebine ilişkindir.
Kontroller esnasında, kesinleşen orman sınırları içinde 613,62 m2'lik arazide yer alan sanığa ait iki katlı betonarme bina ile bahçesinde meyve ağaçlarının orman muhafaza memurlarınca tespiti üzerine sanık hakkında 6831 sayılı Kanun'un 93/1-2. maddelerine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Zonguldak Kadastro Mahkemesinin 11.06.2009 tarihli ve 2008/416 Esas, 2009/160 Karar sayılı temyiz edilmeksizin kesinleşen kararı ile suça konu yere ilişkin sanık adına yapılan tespitin iptali ile suça konu yerin orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Sanık savunmalarında; suça konu yerin 2/B olacağını ve ailesinden kaldığını, dava konusu yerle ilgili bir ara tapu alındığını, sonrasında iptal olduğunu beyan etmiştir.
Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan orman bilirkişisi raporunda; suça konu yerdeki kadastronun 2007 yılında kesinleştiği, suça konu yerin Kadastro Mahkemesi kararıyla orman olarak tescil edildiği belirtilmiştir.
Sanığın suça konu yerin kendisine ait olduğunu beyan etmiş ise de, sanık adına düzenlenen tapunun Kadastro Mahkemesi kararıyla tutanak tarihinden önce iptal edilerek suça konu yerin orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tescil edilmesi, kadastro mahkemesi kararlarının kesinleşmiş orman kadastrosu hükmünde olması nedeniyle sanığın savunmanın suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun anlaşılması ve tüm dosya kapsamı karşısında sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Suça konu bina ve meyve ağaçlarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/4 yerine 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği müsadereye dair hüküm fıkrasında yer alan "54/1" ibaresi çıkartılarak yerine "54/4" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.02.2024 tarihinde karar verildi.