Mahkûmiyet

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; ilk derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğuna ve sanığa atılı suçun oluştuğuna ilişkindir.

Sanığa, 414162 plakalı Renault Megane 2 marka askeri aracın el senedi eki ile teslim edildiği, 15.08.2012 tarihinde sanığın görevli olarak Bornovadan Hava Eğitim Komutanlığına gittiği sırada, ..........Caddesi .......,Tüneli girişine yaklaşık 30 metre kala önündeki aracın aniden durması üzerine fren yaptığı ve aracın direksiyonunu sağa doğru kırdığı ancak arkadan aynı şeritten bir tır geldiğini görmesi üzerine bu kez direksiyonu sola kırdığı, askeri aracın kaymaya başladığı, sağ ön kısmının refüje çarptığı, sol tarafa doğru kayarak kaldırıma çıkarak durduğu, kaza neticesinde aracın hurda ayıklaması yapılmaksızın bedelsiz olarak MKE kurumuna teslim edildiği, 27.245,23 TL hazine
zararı oluştuğu anlaşılmıştır.

Sanık hakkında hizmette tekasülle askeri aracın mühimce hasarına sebep olmak suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 137 nci, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 ve (mülga) 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun (353 sayılı Kanun) 16 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında özetle; atılı suçlamayı kabul etmediğini, her şeyin nizami olduğunu, bilirkişi raporunu ve zararı ödemeyi kabul etmediğini ancak zararın objektif bir şekilde yeniden hesaplanması halinde zararı gidermeyi kabul ettiğini beyan etmiştir.

44. Bakım Merkez Komutanlığının 21.11.2012 tarihli hasar ve durum tespit raporu ve Askeri trafik bilirkişisinin 17.12.2012 tarihli mütalaası dosyada mevcuttur.

Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 30.04.2019 tarihli raporundan sanığın asli ve tam kusurlu olduğu bildirilmiştir.

Aracın onarım bedelinin, rayiç bedelin %75'ini geçmesi nedeniyle aracın kaydının silinmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

Olay tarihinde araç komutanı olarak görev yapan tanık...'nın usulüne uygun olarak tespit edilen yeminli beyanları dosyada mevcuttur.

İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın tam kusurlu olarak, kendisine zimmetli askeri aracın hasarına sebep olduğuna kanaatine varılarak, mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan yargılamada; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanığın mühimce hasara uğrattığı iddia edilen askeri aracın suç tarihinde koruma aracı olarak tahsis edilmesi ve kullanılması dikkate alındığında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin muhabere gücüne doğrudan tesir eden harp malzemesi niteliğinde olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyete yönelik hükmünün kaldırılarak sanığa atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmayacağından bahisle sanığın beraatine karar verilmiştir.

1632 sayılı Kanun'un 137 nci maddesinde yazılı suçun oluşması için vazife veya hizmette tekasülde bulunulması, gemi, uçak veya silah ve harp malzemesinden birinin hasara uğraması, meydana gelen hasarın mühimce olması, tekasül ile hasar arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Buradaki vazifenin askeri bir vazife olduğu açıktır. Hizmet gerek malüm ve muayyen olan gerek bir amir tarafından emredilen bir askeri vazifenin madun (ast) tarafından yapılması halidir. Tekasül mecbur olduğu nezaret ve ihtimam vazifesinde failin lakayıt bulunması demektir ki bunun ölçüsü olayın içerisinde bulunduğu hal ve şartlara göre takdir olunmakta yani failin hizmetteki tecrübesi ve görevinin gerektirdiği sorumluluk derecesi ile ölçülmektedir. Gemi, tayyare veya esliha (silah) ve harp malzemesi; Silahlı Kuvvetlerin savunma ihtiyaçlarını sağlayan harp silah ve araç ve gereçleridir. Kanun koyucu temel savunma araçları olan gemi, uçak ve silahları özel olarak saydıktan başka, harp malzemeleri ise genel

olarak belirtmiştir. Silahlı Kuvvetlerin muhabere gücüne tesir eden Teşkilat Malzeme Kadrosunda gösterilmiş bulunan Silahlı Kuvvetlere ait tüm mallar harp malzemesi olarak kabul edilir. Mühimce hasardan kasıt, hizmette kullanmaya engel olacak derecede bir zarardır.

Bu açıklamalar ışığında; (Kapatılan) Askerî Yargıtay Daireler Kurulunun 11.03.1993 tarihli ve 1993/29 Esas, 1993/25 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere "Harp malzemesi As.CK.nın 137.Maddesinde tarif edilmemiştir. Ancak, Askeri Yargıtay içtihatlarında yer alan Genelkurmay Başkanlığının çeşitli tarihlerdeki tamimleri doğrultusunda, birliğin muhabere gücüne tesir eden ve birlik teşkilat malzeme kadrosunda (TMK) gösterilen bütün ordu ve malları ile birlik tarafından uygulanmasına yetki verilmiş, ikmal kataloglarında ve tahsis listelerinde mevcut malzemelerin harp malzemesi olduğu anlaşılmaktadır. Ordu TMK.sı birlik ikmal kataloğu ve tahsis listesinde yer alan, olaydaki askeri araç benzeri binek araçla askeri idari hizmet aracı olarak, barış zamanında kullanılsalar dahi, harp zamanında da kullanılacakları cihetle, harp gücüne etkili birer harp malzemesi olarak kabul edilmesi gerektiğine dair Askeri Yargıtay'ın kararlılık kazanmış içtihatları vardır." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında; sanığın unsurları oluşan atılı suçtan mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 12.06.2019 tarihli ve 2019/115 Esas, 2019/1984 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.02.2024 tarihinde karar verildi.