Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ..., hakkında yapılan takiplerin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 14.08.2014 tarihinde mal kaçırma amacı ile dayısının oğlu üçüncü kişi ...'a sattığını belirterek, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; borçlunun aciz halinde olmadığını, davacının aciz belgesi sunmadığını, müvekkilinin taşınmazı iyiniyetle rayiç bedelden satın aldığını bir kısım bedelin banka kanalı ile ödendiğini, satıştan sonra yeniden borçluya kiraya verildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasındaki fahiş farkın bulunduğu, tasarrufun hacizden itibaren geriye doğru iki sene içerisinde yapılmış olduğu, taşınmazı devredenin devralanın kuzeni olduğu, tarafların bu nedenle bu taşınmazları devreden ve devralan davalıların alacaklıya zarar verme kastı ile hareket ettiği, alacaklının alacağın tahsili yolunu kısıtlamayı amaçladıkları, 06.04.2016 tarihli keşif zaptında iptale konu taşınmazın dış kapı zilinde " ... ..." isminin yazılı olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafın müvekkilinin “kötü niyetle taşınmazı devraldığını” ispat edemediğini, yine İİK'nın 277 nci maddesi gereği eldeki davayı açma şartı olan gerekli olan aciz vesikasının olmadığını, bu eksikliğin giderilmesi, aksi halde bu nedenle davanın reddi gerekeceğini, dosyada toplanan delillerle davalı ...'nun aciz halinde olduğu sonucunu çıkarmanın mümkün olmadığını, eldeki davada davacı tarafın alacağının tasarruftan sonra doğduğunu, borçlu davalının tasarruf tarihinde bankaya borcu olmadığını, yerel mahkemenin davalı müvekkilin iyi niyetli olarak dava konusu taşınmazı satın aldığını dikkate almadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazın satış bedelinin 35.000,00 TL'sini elden nakden ve 57.500,00 TL'sini de 13.08.2014 tarihinde dilekçeye ekli banka dekontundan da anlaşılacağı üzere “daire bedeli” açıklaması ile diğer davalı borçlu hesabına Akbank ... Şubesinden ödediğini, davalı müvekkilin diğer davalı ...'ndan dava konusu taşınmazı yatırım amaçlı olarak satın aldıktan sonra yine davalı ...'na kiraya verdiklerini, satılabilecek değere ulaştığında satışı yapılmak üzere bu şekilde davranmasının da hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davalıların 4. derece akraba olduklarını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, mahkeme hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nun 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesi ile davalı ...'ın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277,278,279,280,281,282,283 ve 284 üncü maddeleri.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.