Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın, hakkındaki kararın kanuna aykırı olduğunu belirterek süre tutum talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
İhbar üzerine orman muhafaza memurlarınca yapılan kontroller esnasında, sanığın tapulu arazisine bitişik kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde yer alan ormanlık araziyi traktörle sürdüğü ve bu arazide uzun süre önce dikilmiş vaziyette zeytin fidanlarının bulunduğu, bilirkişiye göre iki parça halinde 6.092,23 m2'lik alanın işgal edildiği tespit edilmiştir.
Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 93/1. maddesine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmasında; dava konusu yerle ilgili daha önce yargılandığını, taşınmazla ilgilenmediğini, bahse konu yerin ailesinden kaldığını düşündüğünü, orman olduğunu bilmeden diktiği zeytin ağaçlarının keşif esnasında meyve vermediğini beyan etmiştir.
Suça konu yerde bulunan sabit tesis niteliğindeki zeytin ve badem ağaçlarının müsaderesine mahallinde her zaman karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan orman bilirkişisinin raporlarında; dava konusu yerin daha önce yargılaması yapılmış ormanlık arazilerle ilgisinin bulunmadığı, suça konu yerin tutanak tarihinden önce orman kadastrosu kesinleşerek orman olarak tescil edildiği, dava konusu yerde keşif esnasında dikili vaziyette zeytin ve badem ağaçlarının bulunduğu tespit edilmiştir.
Sanığın suça konu arazinin orman olduğunu bilmediğini, daha önce aynı yerle ilgili yargılamasının yapıldığını ve yargılandıktan sonra suça konu yerle ilgisinin kalmadığını beyan etmiş ise de, suça konu yerde orman kadastro sınırının kesinleştiği nazara alınıp sanığın bu hususu bilmemesinin mümkün olmadığı, bilirkişi raporuna göre suça konu yerle ilgili daha önce yargılama yapılmadığı kabul edilerek savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun anlaşılması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 20.02.2024 tarihinde karar verildi.