HÜKÜMLER: Beraat
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Temyizin kapsamına göre; Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2014 tarihli ve 2014/47 sayılı iddianamesiyle sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle Aksaray Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin 26.09.2014 tarihli ve 2014/160 Esas, 2014/222 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasıın (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.
Katılan vekilinin temyizi; sanıkların hileli hareketlerle bankadan menfaat sağlamaları nedeniyle mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
1. Sanıklar Abdurrahman ve ...'nun kardeş oldukları, sanıklardan ...'nun şirketi lehine 26.03.2009 tarihinde Asya Katılım Bankası A.Ş.'den 114.000,00 TL kredi çektiği, kardeş olan sanıkların kredi çekerken teyzeleri ... ile teyzelerinin eşi ...'ün konutlarını krediye ipotek olarak gösterdikleri, kredi borcunun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, ...'ün icra takibinden haberdar olması üzerine aile mahkemesine dava açarak söz konusu evin aile konutu olduğuna dair şerh verdirdiği, muhatap bankaca alacağın tahsil edilmemesi üzerine ihbarda bulunulduğu ve ...'ün, eşi ... adına olan müşterek konutlarına ipotek konulmasına icazet gösterdiğine dair tarihsiz muvafakatname sunulduğu, adli tıp kurumu ve kriminal laboratuvarından alınan raporlara göre bahse konu muvafakatnamedeki ...'e atfen atılan imzanın bu kişinin ve diğer sanıkların eli ürünü olmadığı, sanıklar hakkında önce kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, merci kararı üzerine kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. ...; eşi ...'nin hiç bir zaman muvafakatname vermediğini, ...; hiç bir zaman bankaya gitmediğini, okuma yazmada bilmediğini, asla muvafakatname vermediğini, sanık ...; krediyi kendisinin çektiğini, teyzesi ...'nin muvafakatname vermediğini, ...'nin hukuk mahkemesinde daha açması üzerine bankaca suça konu tarihsiz muvafakatnamenin sunulduğunu, sanık ... ise şirkette işçi olup olaylardan haberdar olmadığını savunmuştur.
3. Dosyada sureti bulunan muvafakatnamenin tarih içermediği, kredi sözleşmesinde muvafakatnameye yer verilmediği, muvafakatnamenin hangi tarihte hangi görevli tarafından teslim alındığının sorulmasına rağmen muhatap bankaca bu konuda izahat yapılamadığı gibi muvafakatnamenin teslimine dair herhangi bir kayıt veya belge de sunulmadığı belirlenmiştir.
4. ...'ün açtığı hukuk davasının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nda incelenerek ipotek verilen konutun müşterek aile konutu olduğunun tapuya şerhine karar verildiği belirlenmiştir.
5. Mahkemesince suça konu muvafakatnamenin sanıklar tarafından verildiğine dair delil bulunmaması, sanıkların birbirlerini destekleyen ve doğrulayan savunmaları ile muvafakatnameye sözleşmede yer verilmediği gibi bankaca bu hususta herhangi bir bilgi ve belge de sunulamaması nedenleriyle sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçundan beraatlerine karar verilmiştir.
1. Gerekçeli karar başlığında 22.10.2012 olarak yanlış gösterilen suç tarihinin, katılan bankaya taşınmazın ipotek gösterilerek kredinin çekildiği 26.03.2009 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2024 tarihinde karar verildi.