Mahkûmiyet

Karar tarihinde başka suçtan cezaevinde hükümlü olan sanığın SEGBİS sistemi ile hazır bulunduğu duruşmada hükmün tefhim edilmesine rağmen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 263 üncü maddesi gereğince hüküm fıkrasında "tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurulabileceği" belirtilmediğinden sanığın yanıltıldığı ve 31.05.2022 tarihli tebliğ üzerine yaptığı temyizinin süresinde olduğunun anlaşılması karşısında,

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2014 tarihli ve 2012/817 Esas, 2014/349 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2014 tarihli ve 2012/817 Esas, 2014/349 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 28.11.2019 tarihli ve 2017/30002 Esas, 2019/13459 Karar sayılı kararı ile; sanığın, oto kiralama işiyle uğraşan şikayetçiden kiraladığı aracı, kira süresi sona erdiği halde, iade etmeyip uhdesinde tutarak yarar sağladığı şeklinde gerçekleşen eyleminin, hizmet ilişkisinden kaynaklanmadığı ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/1. Maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu kapsamında olduğu dikkate alınarak, sanığa yüklenen güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.05.2022 tarihli ve 2019/984 Esas, 2022/504 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddenin birinci fıkrası, 52,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 1.660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık, suç işleme kastının bulunmadığını, beraatine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

1. Gerekçeli karar başlığında suç isminin "güveni kötüye kullanma" olarak yazılması gerekirken "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" olarak yanlış yazılması hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Sanığa isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren güveni kötüye kullanma suçundan dolayı kurulan hükümden önce, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.05.2022 tarihli ve 2019/984 Esas, 2022/504 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.05.2024 tarihinde karar verildi.