İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstinaf bozması sonrası Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli ve 2019/711 Esas, 2021/214 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2,29/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Ancak sanık hakkında Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.01.2019 tarihli ve 2018/253 Esas, 2019/43 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından istinaf yoluna götürüldüğü, sanık aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmadığından 5271 sayılı Kanun’un 283/1 maddesi dikkate alınarak sanık hakkında hükmedilen 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasının 5 yıl hapis cezası olarak infazına karar verilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 02.12.2021 tarihli ve 2021/2858 Esas, 2021/2688 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiin temyiz sebepleri özetle; öldürme kastı olmadığından bahisle suç vasfına, eylemin meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması kapsamında kaldığına ve haksız tahrik indiriminin üst sınırdan yapılması gerektiğine ilişkindir.
1.Sanığın mağdur ...'e olay yerinden aldığı demir sopa olduğu değerlendirilen bir alet ile birçok kere vurduğu, tanıkların aşamalarda sanığın mağdur elindeki cisimle birkaç kez vurduğunu beyan ettikleri, sanığın da aşamalarda mağdur ile aralarında dava olduğundan bahisle aralarında geçmişe dayalı bir husumet bulunduğunun anlaşıldığı, somut olayda sanık tarafından mağdurun kafasının hedef alınmış olması ve bu bölgenin insan vücudunda hayati bir önem taşıyor olması, mağdurun yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu ve basit bir tıbbi müdaheleler ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkileyicek nitelikte olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde eylemin kasten öldürmeye teşebbüs suçu kapsamında kaldığı anlaşılmıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı, haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut da dikkate alınarak sanık hakkında haksız tahrik indirimi uygulanmasının ve belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, suçta kullanılan ancak ele geçirilemeyen demir sopanın öldürmeye elverişli olması, sanığın mağdurun kafası ve hayati bölgelerine birden çok defa darbe vurması sonucu mağdurun yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu ve basit bir tıbbi Esas No: 2022/13757
müdaheleler ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkileyicek nitelikte olduğu ve sanığın olay sonrasındaki sarf ettiği sözler dikkate alındığında suç vasfının tayininde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından sanık müdafiin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 02.12.2021 tarihli ve 2021/2858 Esas, 2021/2688 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.05.2024 tarihinde karar verildi.