5237 sayılı TCK’nın 155/2,62,52/2-4,53,51. maddeleri gereğince mahkumiyet

Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmü katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Müşteki vekilinin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan davada açıkça katılma talebinde bulunmadığı, mahkeme tarafından katılma yönünde talebi sorulmadığı nazara alınarak katılma kararı da verilmediği halde tüm duruşmalara vekilin katıldığı ve mahkemece katılan vekili olarak yazıldığı ayrıca sanığın cezalandırılmasını istediği anlaşılmakla hükmün temyiz edilmesi karşısında, davaya katılma talebinin var olduğunun kabulü gerektiği dikkate alınarak CMK'nın 237/2 ve 238.maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Sanığın Müşteki Şirketin irtibat bürosunda 24/10/2005- 13/03/2006 tarihleri arasında Finansal Danışman olarak görev yaptığı, tanık ... İsimli müşteriye Ciddi Sağlık Riskleri Poliçesi ve tanık ...’e Bireysel Emeklilik Sözleşmesi yaptığı bunun karşılığında tanık ...’den 5.000.00 TL parayı müşteki şirket hesabına yatırmak üzere aldığı ancak yatırmayarak uhdesinde tuttuğunun iddia edildiği olayda, eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA 21/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.