İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286. maddesinin 1. fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesinin 1. fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291. maddesinin 1. fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294. maddesinin 1. fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesinin 1. fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Antalya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2020/43 Esas, 2021/44 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında Rıza'ya karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi, 35.
maddesinin 2. fıkrası, 29. maddesinin 1. fıkrası, 31. maddesinin 3. fıkrası, 62. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 31.05.2021 tarihli ve 2021/1154 Esas, 2021/1420 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi özetle; suçun kasten yaralama suçunu oluşturduğundan bahisle suçun vasfına, haksız tahrike ve meşru savunma ve sınırın aşılmasına ilişkindir.
1. Mağdur ve arkadaşlarının olay günü akşam saatlerinde parkta oturdukları, bu sırada orada bulunanlardan birini tanıyan suça sürüklenen çocuğun, yanındaki arkadaşı ile birlikte mağdur ve arkadaşlarının yanlarına gittikleri, suça sürüklenen çocuğun yanlarında bulunmasından rahatsız olan ve özel bir konu konuşacaklarını söyleyen mağdur ve arkadaşlarının suça sürüklenen çocuktan gitmesini istedikleri, bu duruma sinirlenen suça sürüklenen çocuğun evine gittiği ve suçta kullanılan 16 cm uzunluğundaki sustalı bıçağı yanına alarak tekrar mağdurun yanına geldiği, mağdur ve suça sürüklenen çocuğun tartıştığı ve suça sürüklenen çocuğun mağduru göğüs bölgesinden hedef gözeterek iki kere şiddetli darbeler ile bıçaklayarak olay yerinden arkadaşı ile birlikte uzaklaştıkları, meydana gelen yaralanmaların mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu, basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu ve duyu ve organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına yol açtığı kabul edilmiştir.
2. İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, olayda kullanılan silahın öldürmeye elverişli oluşu, hedef alınan vücut bölgesi, darbe sayısı, mağdurda meydana gelen yaralanmaların yaşamını tehlikeye sokacak ve organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına sebebiyet verecek nitelikte olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuğun kastının öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespit edilememesi karşısında 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesi uyarınca cezada asgari hadden indirim yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, somut olayda yasal koşulları gerçekleşmediğinden suça sürüklenen çocuk lehine 5237 sayılı Kanun'un 25 ve 27. maddelerinin uygulanma olanağı bulunmadığı, suçun işleniş biçimi, tehlikenin ağırlığı ve 5237 sayılı Kanun'un 3. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi göz önüne alınarak teşebbüsün derecesi tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılmasında isabetsizlik görülmediği, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 31.05.2021 tarihli ve 2021/1154 Esas, 2021/1420 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin 1. fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Antalya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.05.2024 tarihinde karar verildi.