İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.10.2019 tarihli ve 2016/379 Esas, 2019/515 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3-e, 87/1-a, 29,62,53. maddeleri uyarınca 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin, 17.05.2021 tarihli ve 2020/2595 Esas, 2021/1540 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, haksız tahrikin derecesine İlişkindir.

1. Sanığın katılandan aralarındaki ticari ilişki kapsamında alacağı bulunduğu, olay günü sanığın katılanın iş yerine giderek alacağını istediği, alacak-verecek meselesini konuşurken taraflar arasında tartışma başladığı, tarafların birbirlerine sinkaflı küfürler ettiği, iş yerinde bulunanların sanığı işyerinden çıkarttıkları, sanığın aracına binerek ayrıldığı, katılanın iş yerinde bir süre bekledikten sonra şikayetçi olmak üzere karakola gitmek amacıyla aracına binip yola çıktıkları, sanığın da aracıyla arkadan takibe başladığı, bir süre sonra katılanın içerisinde bulunduğu aracın önüne direksiyonu kırıp durmalarını sağladığı, katılanın araçtan inmek istediği sırada sanığın yakın mesafeden ateş ederek müştekiyi bacak kısmından sağ femurda parçalı kırık meydana gelecek şekilde yaraladığı, katılanın yaralanmasının Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporlara göre, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, vücudunda hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etki edecek kemik kırığı oluşturur ve organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olan nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, meşru savunma hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut Esas No: 2022/11828

dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Sanığın eylemi neticesinde katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, vücudunda hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etki edecek kemik kırığı oluşturacak ve organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralandığı somut olayda, kasten yaralama suçu nedeniyle sanığın eylemine uyan ve temel cezayı düzenleyen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun'un 86/1. maddesi uyarınca meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak aynı Kanun'un 61 inci maddesi ile 3 üncü maddesindeki "orantılılık ilkesi" gözetilerek sonuç cezaya etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak, makul düzeyde bir ceza tayini yerine, suçun vahim işleniş hallerinde veya 5237 sayılı Kanun'un 87. maddesinde belirlenen birden çok nitelikli halin birleşmesinden oluşan zarar ve tehlikenin ağır olduğu daha vahim hallerde uygulanması öngörülen en üst sınırdan uygulama yapılması suretiyle fazla cezaya hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünün (3) nolu paragrafında açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz sebebi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin, 17.05.2021 tarihli ve 2020/2595 Esas, 2021/1540 Karar sayılı kararının "temel cezanın belirlenmesi" yönünden 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.05.2024 tarihinde karar verildi.