İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2019 tarihli ve 2019/58 Esas, 2019/203 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesi birinci fıkrasının (a) ve (h) bentleri ve 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 20.05.2021 tarihli ve 2019/3091 Esas, 2021/1382 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1.Mahkûmiyete yeter şüpheden uzak kesin delil bulunmadığına, eksik araştırmayla mahkûmiyet kararı verildiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2.Katılanların beyanlarının birbiriyle çelişkili olduğuna,
3.Suçlamaları kabul anlamına gelmemekle birlikte, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilecekse 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca değer azlığı indiriminin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Olay günü saat 00.56 sıralarında, katılan ...'in boş bira şişesi toplamak için parkta bulunduğu esnada, sanık ...'ın elindeki bıçağın korkutucu etkisinden de faydalanarak katılan ...'nin ceplerini yoklamaya başladığı, katılanın cebinde peçeteye sarılı vaziyette olan 60,00 TL paranın yere düştüğü, yere düşen bu paraya sanığın ayağı ile basarak ''bu paralar benim'' dediği, katılan ...'nin sanığın ayağının altından kendisine ait olan parayı aldığı, sanığın bu eylemini icra ederken sustalı bıçak kullandığı, katılana yönelik ''a... koyduğum'' şeklinde hakaret söyleminde bulunduğu, bu esnada katılan ...'nin, oğlu olan katılan ...'i çağırdığı, katılan ... olay yerine geldiğinde sanığın söz konusu bıçakla üzerine yürüyerek katılan ...'a yönelik tehdit içerir davranışta bulunduğu maddi vakıa olarak kabul edilerek İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında Hukukî Süreç başlığı altında (1) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen hükmün kurulduğu belirlenmiştir.
2. Sanık aşamalarda suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Katılanların beyanları dosyada mevcuttur.
4. İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün olayda kullanılan bıçağın 6136 sayılı kanun kapsamında oluğuna ilişkin raporu dosyada mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Katılan ...'in oğlu olan diğer katılan ...'in beyanlarıyla da doğrulanan sanık ...'ın savunmaları dikkate alındığında, olay günü katılan ... ile sanığın, bira şişelerinin katılan ... tarafından toplanması konusunda tartışma yaşadığı, olay yerine diğer katılan ...'ın geldiği, sanığın üzerindeki bıçağı katılan ...'a gösterdiği, bu olay öncesinde katılan ...'ye bıçak gösterdiğine ve diğer katılan ...'ın ifadesiyle de desteklendiği üzere katılan ...'nin parasını zorla almaya çalıştığına dair sanığın savunmasının aksini gösterir soyut iddiadan başka bir delil bulunmadığı, katılan ...'nin kollukta olayın sıcağı sıcağına verdiği ifadede zorla para almaya çalışma hususundan hiç bahsetmemesine rağmen, iki saat sonra ek beyanda bulunarak bu iddiayı ileri sürdüğü, katılan ... tarafından dosyaya sunulan fotoğrafların üzerinde tarih veya herhangi bir ayırt edici özelliğin bulunmadığı olayda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği ... olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin ... şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanık hakkında yağma suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şeklide mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 20.05.2021 tarihli ve 2019/3091 Esas, 2021/1382 Karar sayılı kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve resen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun 'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görüldüğünden hükmün, Tebliğname’ye farklı gerekçe ile uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
13.05.2024 tarihinde karar verildi.