İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286. maddesinin 1. fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260. maddesinin 1. fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291. maddesinin 1. fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294. maddesinin 1. fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298. maddesinin 1. fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin istinaf bozması üzerine verdiği, 13.11.2020 tarihli ve 2019/282 Esas, 2020/280 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi, 35. maddesinin 2.
fıkrası, 29. maddesinin 1. fıkrası, 58. maddesi, 53. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 9 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın 1. kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına, 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi uyarınca yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş cezadan daha fazla olamayacağından infazın 6 yıl üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 30.09.2021 tarihli ve 2021/1104 Esas, 2021/1978 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin ve katılan kurum vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
1. Sanık müdafiin temyiz istemi özetle; suçun kasten yaralama suçunu oluşturduğundan bahisle suçun vasfına ve atılı suçun sabit olmadığına ilişkindir.
2. Katılan kurum vekilinin temyiz istemi özetle; haksız tahrike ilişkindir.
1. Sanık ve mağdurun olay tarihinde evli oldukları ancak aralarında geçimsizlik bulunduğu, ikametlerinin mutfağında bulundukları sırada sanık ve mağdurun tartışmaya başladıkları, bu durumun tanık olan komşular tarafından da teyit edildiği, tartışma sırasında sanığın ele geçirilemeyen bıçak ile mağduru batına nafiz olacak şekilde yaraladığı ve olay yerini terk ettiği, mağdurun komşular ve çevrede bulunanlar tarafından hastaneye kaldırıldığı, mağdurun yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve yaşamını tehlikeye sokacak nitelikte olduğu kabul edilmiştir.
2. Dosya içeriğine göre; sanığın, Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 21.10.2017 tarihli raporuna göre yaşamını tehlikeye sokacak şekilde ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde katılanı yaraladığı anlaşıldığından, teşebbüs nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası öngören 35. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ceza belirlenirken tehlike ve zararın ağırlığı birlikte değerlendirilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle makul bir ceza tayini gerekirken yazılı şekilde 13 yıl hapis cezasına hükmedilerek eksik ceza tayini, cezanın kazanılmış hak olan 6 yıla indirilmesi nedeniyle sonuca etkili olmayacağından bozma nedeni yapılmamıştır.
3. İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükmün denetime olanak verecek şekilde yeterli gerekçeyi içerdiği, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, suçta kullanılan silahların öldürmeye elverişli oluşu, hedef alınan vücut bölgesi, yaralanmaların niteliği, nazara alındığında sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna dair takdir ve değerlendirmede isabetsizlik görülmediği, ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilememesi
karşısında haksız tahrik nedeniyle asgari hadden yapılan indirim oranının isabetli olduğu, dosyada eksik inceleme bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde eleştirilen husus dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 30.09.2021 tarihli ve 2021/1104 Esas, 2021/1978 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan kurum vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin 1. fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.05.2024 tarihinde karar verildi.