İstinaf başvurusunun düzelterek esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kozan Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2019 tarihli ve 2018/154 Esas, 2019/80 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (d) bentleri, 35 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 09.07.2021 tarihli ve 2020/622 Esas, 2021/2126 Karar sayılı kararı ile,
"Sanıktan şikayetçi olmayan mağdurların gerekçeli karar başlığında; “mağdur” yerine “müşteki” olarak gösterilmesinin mahallinde düzeltilebilecek yazım hatası olduğu kabul edilmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 232/2-c-d maddesine aykırı olarak hükmün başında sanığın gözaltında geçirdiği sürenin gösterilmemesi yerinde giderilmesi mümkün yazım eksikliği olarak kabul edilmiş, sanığın gözaltında kaldığı sürenin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 63. maddesi uyarınca cezasından mahsubunun infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
15.04.2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yapılan değişikliğin, infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görülmüştür.
Ancak;
Sanık hakkında mağdur ...'a yönelik yağma suçundan açılan davaya ... vekilinin davaya katılma katılma talebinde bulunduğu ve mahkemenin 05.02.2019 tarihli celsede katılma talebinin kabulüne karar verildiği, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf başvurusunda bulunduğu, ayırt etme gücüne sahip mağdur hakkında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında alınmış bir koruma kararı olmaması karşısında; mağdura karşı sanık tarafından işlenen yağma suçunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının doğrudan doğruya zarar gören sıfatı bulunmaması, ayrıca Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2018/7458 Esas, 2019/7439 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğüne ilişkin bir kamu görevi olmasına rağmen, katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
Usul ve yasaya aykırı olmakla, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri bu nedenle yerinde ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hukuka aykırılık, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a ve 303. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olup, duruşma açılmaksızın anılan Kanun ve maddeleri gereğince düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a ve 303. maddelerinin verdiği yetkiye istinaden;
-Hükmün "D" bendinin vekalet ücreti takdirine ilişkin kısmının hükümden tamamen çıkarılmasına,"
Kabulü ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvuruların 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri uyarınca kararın düzeltilerek taleplerin esastan reddine karar verilmiştir.
1.Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1.Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2.Beraat kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Mağdur ...'un, mağdur ...'ün öz annesi, mağdur ...'ın da üvey annesi olduğu, sanık ... ile mağdurların daha öncesinden tanıştıkları, olay tarihinde sanık ...'ın alkollü olarak mağdurların evine geldiği ve evin içerisine girdiği, sanığın mağdurlar ... ve Düşüze'ye hitaben "hepiniz bir odaya geçin" dediği, mağdur ...'in sanığa hitaben "sen kimsin çık evden" dediği ve Düşüze'nin de sanığı elinden tutarak evden çıkardığı, sanığın bir süre gezdikten sonra av tüfeği ile saat 20.30 sıralarında tekrar mağdurların ikametine geldiği ve evin yanında tel örgülerle çevrilmiş olan bahçede bulunan mağdur ...'a yönelik "benim dokuz sene yatarım var, bir dokuz sene daha yatarım, senin evini tararım, karnını mermi ile doldururum, benim hesabıma on bin lira para yatıracaksın, beni besleyeceksin" dediği, mağdur ...'un sanığa çapa ile vurmak istediği ancak mağdur ...'nin bunu yapmasını engellediği, sanığın ikametten çıkarak dışarıda bulunan araca bindiği ve araç içerisindeyken havaya doğru dört el ateş ederek olay yerinden ayrıldığı maddi vakıa olarak kabul edilerek, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında Hukukî Süreç başlığı altında (1) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen hükmün kurulduğu belirlenmiştir.
2. Sanığın, arkadaşı olduğunu iddia ettiği Seyhan'ın durumunu sormak için mağdurların evine gittiğini, aralarında tartışma çıktığını, evden ayrılırken tüfekle havaya ateş ettiğini ancak mağdurlardan para istemediğine yönelik kısmi ikrarını içeren savunmaları dosyada mevcuttur.
3. Mağdurların şikayetlerinden vazgeçtiklerine ilişkin dilekçeleri dosyada mevcuttur.
4. Olayın gerçekleştiği ev ve bahçesine ilişkin kolluk tarafından çekilen fotoğraflar dosyada mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, özellikle aralarında iftira atmayı gerektiren bir husumet bulunmayan mağdurların aşamalarda değişmeyen beyanları, sanığın mağdurların evine gittiğine ve oradan ayrılırken tüfekle ateş ettiğine ilişkin savunmaları ve tüm dosya kapsamı gözetildiğinde sanık müdafiinin temyiz sebeplerine yönelik hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 09.07.2021 tarihli ve 2020/622 Esas, 2021/2126 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve resen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kozan Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
13.05.2024 tarihinde karar verildi.