SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Dikili Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.03.2016 tarihli ve 2016/292 Esas numaralı iddianamesi ile sanık hakkında, katılana ait eve girerek, çeşitli ziynet eşyaları ile bir miktar para çalması şeklindeki eylemi nedeniyle hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 143,116/4,53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Dikili Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/431 Esas, 2016/827 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 143,116/4. maddeleri uyarınca sırasıyla 9 yıl ve 1 yıl 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53/1. maddesi gereği hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanık hakkında etkin pişmalık hükümleri ve lehine olan hükümlerin uygulanması gerektiğine, suça konu eşyaların değerinin düşük olduğunun gözetilmediğine ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan mahkûmiyet kararı verilmemesi gerektiğine ilişkindir.
Katılan ve kardeşinin 24.01.2016 günü, gece saat 20.00 civarında evlerinde oturmakta iken içeride bulunan odanın penceresinin açık olduğunu fark etmeleri üzerine durumdan şüphelenerek evi kontrol ettikleri, vestiyerde bulunan kutunun içindeki çeşitli altın ziynet eşyaların ve yine dolap içerisinde bulunan 55,00 TL paranın çalındığını tespit ettikleri, olaydan bir gün sonra kolluk tarafından şüphe üzerine durdurulan sanığın yapılan kaba üst aramasında katılana ait bir kısım ziynet eşyasının ele geçtiği, sanığın aşamalarda suçlamaları kabul ettiği, İlk Derece Mahkemesince sanığın atılı suçlardan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
1.Suça konu eşyaların yapılan üst araması sonucu sanıkta ele geçtiğinin ve katılana iade edildiğinin anlaşılması karşısında; İlk Derece Mahkemesince 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde belirtilen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Hırsızlık suçundan verilen cezanın miktarı nazara alındığında, sanık hakkında erteleme, seçenek yaptırıma çevirme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hükümlerin uygulanmasına imkân olmaması nedeniyle bu yönlerden de hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Sanığın suça konu eşyaları çalmak amacıyla katılanın evine girmesi şeklindeki eylemde, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun işlendiği anlaşıldığından bu husustaki temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
4. Sanığın iki adet altın künye, 4 adet yüzük, kolye ve altın kolye ucu ile 55,00 TL para çaldığı olayda, sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 145. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
5. Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükümde, uygulama maddesinin 116/1 yerine, sehven 116/2 olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Dikili Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/431 Esas, 2016/827 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.