Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bodrum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2016/398 Esas, 2016/498 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
1.Olay tarihinde, açık ceza infaz kurumundan daha önce firar etmiş olan sanığın, Bodrum ilçesinde kolluk kuvvetleri tarafından yakalandığı, sanığın yapılan üst aramasında ele geçen, ...adına düzenlenmiş olan sürücü belgesinin sahte olduğunun tespiti üzerine başlatılan soruşturmada; sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
2.Sanık savunmasında; olay tarihinden önce bulunduğu açık ceza infaz kurumundan firar ettiğini, İstanbul Küçükpazarda ismini...olarak bildiği bir kişiye 500 TL vermek suretiyle ...adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan suça konu belgeyi yaptırdığını, suça konu belgeyi kullanmadığını, polis memurlarının üst aramasında sürücü belgesini bulduklarını beyanla atılı suçu tevil yollu ikrar ile kabul etmiştir.
3.Kriminal raporda, sürücü belgesinin kağıt (kart) kalitesi, belgede basılı bulunan matbu ibare, şekil, desen ve mühür görüntüleri yönlerinden, mevcut orijinal sürücü belgesi örneklerine uyum sağlamadığı tespit edilmiş olup, söz konusu sürücü belgesinin tamamen sahte olduğu sonucuna varıldığı, iğfal kabiliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir.
4.Mahkeme, 07.06.2016 tarihli celsede suça konu belgeyi incelemiş; daha önce hakkında kriminal rapor düzenlenmiş olan sürücü belgesinin, kabartmalı damgası ile diğer bulunması gereken bilgilerin tamamının bulunduğu, bakıldığında sahte olduğunun anlaşılmadığı, aldatma kabiliyetinin bulunduğu değerlendirilmiştir.
5.Mahkeme, sanığın sahte ehliyet taşımak ve kullanmak suretiyle atılı suçu işlediğini kabul ederek mahkumiyet hükmü kurmuştur.
1.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bodrum 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2016/398 Esas, 2016/498 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.02.2024 tarihinde karar verildi.