Taraflar arasındaki kesinleşmiş tahdide dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı ... ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı Hazine yönünden davanın pasif husumet yokluğundan usûlden reddine, ... ve ... yönünden ise kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili ile ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; tapuda ... Köyü Tüzelkişiliği adına kayıtlı bulunan Samsun ili Atakum ilçesi ... Mahallesi 358 parsel sayılı taşınmaz ile Çobanlı Köyü Tüzelkişiliği adına kayıtlı aynı yer Çobanlı Mahallesi 618 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman tahdidinde, orman sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlarıdır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; bilirkişi raporları doğrultusunda, davanın kabulüne, Samsun ili Atakum ilçesi Çobanlı Mahallesi 618 parsel ve ... Mahallesi 358 nolu parselin tapu kayıtlarının iptalleri ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, " Çekişmeli taşınmazların hükme esas alınan bilirkişi raporunda kesinleşen tahdit içinde kaldıkları, yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporlarından anlaşılmasına göre davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı ... vekilinin istinaf nedenleri yerinde olmadığı, ne var ki, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2016/8258 Esas ve 2018/3099 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, halen tapuda köy tüzel kişilikleri adına kayıtlı bulunan taşınmazlarda 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, davalı taşınmazların idari sınırları içinde bulunduğu ... ve ...'nın taraf olması gerekmesine rağmen, davalı olarak gösterilen Maliye Hazinesinin tapu maliki olmadığı gibi, 6360 sayılı yasa kapsamında da davada taraf sıfatı olmadığından dolayı ... açısından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken onun açısından da davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu, yine mahkemelerce verilen kararların infazının mümkün olmasının zorunlu olduğu, infazı mümkün doğru sicil oluşturma yükümlülüğünün kamu düzenini ilgilendirdiği ve 6100 sayılı HMK'nın 355/son cümlesinde “ Bölge Adliye Mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen düzelteceği” hususunun düzenlendiği, buna göre kamu düzenine ilişkin kurallar yönünden inceleme yapıldığında; Mahkemece verilen hüküm tarihinden sonra çekişmeli taşınmazda ek 1 uygulaması yapıldığı ve çekişmeli 618 parselin 12990 ada 1,358 parselin ise 13005 ada 1 parsel numaralarını almış olduğu, bu şekilde mahkemece kurulan hüküm eski parsel numaralarına göre verildiğinden infazda tereddüt oluşturmamak açısından 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermenin öncelikli koşulunun yerel mahkeme hükmünün kaldırılması olduğu" gerekçeleriyle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurunun kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle davacının davasının davalı Hazine yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacının davasının ... ve ... yönünden ise kabulü ile Samsun ili Atakum ilçesi, ... Mahallesi 13005 ada 1 parsel ile Samsun ili Atakum ilçesi Çobanlı Mahallesi 12990 ada 1 parselin tamamının kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmakla vaki tapu kayıtlarının iptali ile tüm yükümlülüklerden arındırılmak suretiyle orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 16.10.2008 tarihinde 6 ay süreyle ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanun uyarınca yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışması mevcuttur.
1. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmamış olup, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle diğer yönler aynen tekrar edilerek davalı Hazine yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kural olarak; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Zira, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurmada hukuki yararın bulunması gerekmektedir (HMK mad. 361/2). İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmayan taraf yönünden, verilen karar kesinleşeceği için artık bu tarafın temyiz yoluna başvurmasında hukuki yararı bulunduğundan söz edilemez. Ancak, davanın taraflarından birisinin istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden karar verilmesi ve bu yeni kararla aleyhe hukuki bir durum yaratılması durumunda, İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan taraf, bu yeni kararı temyiz edebilecektir.
Somut uyuşmazlıkta; davalı ..., İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığından ve Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle esasa ilişkin yeni bir karar verilmek suretiyle aleyhine yeni bir hukuki durum da yaratılmadığından, davalı ...'nın, Bölge Adliye Mahkemesi kararını müstakilen ya da katılma yoluyla temyiz hakkı bulunmamaktadır. Aksi düşüncede istinaf başvurusunda bulunmayan tarafa İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf kanun yolunu atlayarak temyiz etme hakkı tanınmış olur ki, bu durum 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun)
ile hayata geçirilen üç kademeli yargılama sistemini iki kademeli yargılama sistemine dönüştürür ve istinafın devre dışı bırakılmasına yol açar.
Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davalı ...'nın, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davalı ...'nın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davalı ... Başkanlığından alınmasına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde Atakum Belediye Başkanlığına iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.