Hükümlülük

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra

Sanık ...'ın 15.12.2005 - 20.09.2006 tarihleri arasında T.C. Ziraat Bankası... şubesinde müdür olarak görev yaptığı, İzmir, Eskişehir ve Erzurum illerinde ikamet eden mudiler ..., ..., ..., ... ve ...'ın bilgi ve iradeleri dışında bu mağdurlar adına sahte bireysel kredi evrakları düzenlemek suretiyle mağdurlara bireysel kredi kullandırılmış gibi göstererek, çıkarttığı kredileri zimmetine geçirmek suretiyle katılan bankayı toplam 36.800,00 TL zarara uğrattığı; sanık ...'in ise, daha önceden tanıdığı sanık ...'ın usulsüz şekilde kredi çıkartabilmesini kolaylaştırmak amacıyla mudilerden ..., ..., ... ve ... ile iletişim kurarak bu kişilere, Ziraat Bankasında tanıdığı olduğundan bahisle kolay kredi kullandırabileceği yönünde ikna ettikten sonra, bu mudilerden elde ettiği belgeleri değiştirerek ve diğer sanık ...'a vererek Ziraat Bankasından usulsüz kredi çekilmesine iştirak ettiği, mudiler ... ve ... hakkında düzenlenen bireysel kredi sözleşmelerindeki imzaların aldatıcı nitelikte bulunmadığı, bu eylem yönünden suçun basit zimmet niteliğinde kaldığı, sanık ...’ın mudi ... ve sanıkların mudiler ... ...’yı kandırarak önceden boş kredi sözleşmelerine aldığı imzalı evrakı kullanmak suretiyle, bu mudiler adına kredi çekilmesini sağlayarak mudiler yerine tediye fişine imza atmak suretiyle, zimmet suçunu işledikleri heyetimizce yapılan incelemede sahte imzaların ilk bakışta sahteliği anlaşılmayıp, iğfal kabiliyetinin bulunduğu bu fiiller bakımından sanıkların eyleminin olayda zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranış olduğu ve nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu gözetilerek yapılan incelemede;

1. Banka zimmeti suçu özgü suç olup ancak banka görevlilerince işlenebilir. Bu suçların işlenilişine iştirak edenler azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilirler. Tüm dosya kapsamına göre, sanık ...'in eyleminin azmettiren niteliğinde olduğu gözetilmeden sanık ... eylemine yardım eden sıfatı nedeniyle hüküm kurulması,

2. Nitelikli banka zimmeti suçunu işlediği sabit olan sanıklar ... ve ... hakkında, 5411 sayılı Kanunun 160/2. maddesi uyarınca temel ceza belirlenip, eylemlerin değişik zamanlarda birden çok kez işlenmesi nedeni ile 5237 sayılı TCK’nun 43/1. maddesinin uygulanması, zimmet miktarının tamamı ödenmesi halinde 5411 sayılı Kanunun 160/4. maddesinin uygulanmasına karar verildikten sonra 5237 sayılı TCK’nun 62/1. maddesi uyarınca takdiri indirim tatbik edilip, gün adli para cezasının tayin edilmesi, 5411 sayılı Kanunun 160/2-2. cümlesi uyarınca adli para cezası, ödenmeyen nitelikli banka zimmeti varsa bu miktarının üç katından az olamayacağından ödenmeyen zimmet miktarının 3 katı olarak adli para cezasına hükmedilmesi gerekirken; ilgili kanun maddelerinin uygulama sırası hatalı tatbik edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi ve sanıklar hakkında adli para cezası yönünden fazla ceza tayini,

3. Oluşan banka zararı nitelikli zimmet miktarı olan 24.000,00 TL olduğu ve sanık ... hakkında icra takibi yolu ile 25.738,22 TL tahsil edildiği ve bu ödemenin sanıklar lehine nitelikli zimmet miktarının ödendiği kabul edilmesi gerektiği cihetle sanıklar hakkında adli para cezası yönünden alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini,

4. Sanıkların işlem sayısı dikkate alınarak TCK'nun 43/1. maddesi gereğince hakkaniyetle bağdaşmayacak şekilde 1/2 oranında artırım yapılarak fazla ceza tayini,
5. 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,
6. 5411 sayılı Yasanın 160. maddesinde öngörülen zimmet suçunun niteliği gereği, atılı suçtan doğrudan zarar görmeyen mudi ...'ın müdahilliğine karar verilip lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması,

7. Katılan bankanın 08/04/2010 tarihli yazısıyla sanıklar tarafından banka zararının tamamen ödenmediğinin belirtilmesi ve mahkemenin de bu yöndeki kabulü karşısında 5411 sayılı Yasanın 160/1. maddesinin son cümlesi uyarınca sanıkların bankanın uğradığı zararı tazmine mahkum edilmemesi,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.