Davanın kabulüne

Taraflar arasında görülen orman kadastrosuna ve kadastro tespitine itiraz davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve bir kısım davalılardan ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5304 Sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'la (5304 Sayılı Kanun) Değişik 4 üncü maddesine göre yapılıp kesinleşmeyen orman kadastrosu vardır.

2.3402 sayılı Kanun'un 5304 sayılı Kanunla Değişik 4 üncü maddesine göre Kastamonu ili Cide ilçesi ... Köyü çalışma alanında orman kadastrosu yapılarak ilâna çıkarılmış; yapılan kadastro sırasında, orman sınırları dışında bırakılan, ... köyü 104 ada 1,2,3,4,12,105 ada 10,11,12,14,15,16,17,18,19,20,35,36,116 ada 2,3,4,5,6,7,9,117 ada 3,4,126 ada 1,2,3,4,127 ada 1,129 ada 1,2,138 ada 1,2,3,4,5,139 ada 1,2 parsel sayılı muhtelif yüzölçümlü taşınmazlar şahısların zilyetliğinde olduğu, ancak Kadastro Mahkemesinin 2007/13 Esas sırasında davalı bulunduğu belirtilerek, 19.01.2009 tarihinde, 3402 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca, tarla vasfıyla ve malik haneleri açık bırakılarak tespit edilmiştir.

3.Davacı ... İdaresi, askı ilân süresi içinde açtığı dava ile Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğini taraf gösterip, dava dilekçesine ekli haritada işaretlenen taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini talep etmiş; dava, Kadastro Mahkemesinin 2007/14 Esas sırasına kaydedilmiştir.

Davalı edinme sütununda kullanıcı olarak belirtilen şahıslar, çekişmeli taşınmazın uzun yıllardır kendi kullanımlarında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "davaya konu parsellerin bir kısmının zilyetliğe konu olduğu, bilirkişilerin beyanlarına konu hak sahipleri tarafından kullanılageldiği anlaşılmasına rağmen, geçmişi orman sayılan yerlerde zilyetlikle kazanım olamayacağı gerekçesiyle davaya konu 104 ada 1,2,3,4,12,105 ada 10,11,12,14,15,16,17,18,19,20,35,36,116 ada 2,3,4,5,6,7,9,117 ada 3,4,126 ada 1,2,3,4,127 ada 1,129 ada 1,2,138 ada 1,2,3,4,5,139 ada 1,2 parsellerin orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline; 104 ada 12 parsel üzerinde yer alan kargir evin ... adına, 105 ada 11 parselde yer alan iki adet samanlık ve ambarın ... adına, 105 ada 10 parselde yer alan deponun ... köy tüzelkişiliği adına, 129 ada 2 parselde yer alan 2 katlı evin ... adına, 126 ada 2 parselde yer alan ev, ambar ve samanlığın ... adına, 138 ada 4 parselde yer alan bir katlı evin ... adına, 138 ada 5 parselde yer alan samanlık ve ambarın Hayrettin Erçelik adına, 139 ada 2 parselde yer alan kargir yapının ... A.Ş. adına beyanlar hanesinde gösterilmesine dair" karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ve bir kısım davalılar temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davalı Hazine temyiz dilekçesinde, İlk Derece Mahkemesince 104 ada 12,105 ada 11,126 ada 2,129 ada 2,138 ada 4 ve 5 ile 139 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar yönünden şahıslar lehine muhdesat şerhinin beyanlar hanesinde gösterilmesine dair verilen hükmün yanlış olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı ..., ... ve ... vekili, 104 ada 2,105 ada 10,11,12 ve 129 ada 2 parsel sayılı taşınmazların evvelinde orman olmadığı gibi, halihazırda davalı şahıslar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Dava, orman kadastrosuna ve kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun'un 4,17,18,19 Geçici 8 inci maddeleri

1. Davalılar vekilinin temyiz konusu 104 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında 104 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden verilen karar usul ve kanuna uygun olup, davalı gerçek kişiler vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü, bu parsele ilişkin hükme yönelen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2.Davalı Hazine temsilcisinin temyiz konusu 104 ada 12,126 ada 2,138 ada 4 ve 5 ile 139 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince, davacı ... İdaresinin davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, orman vasfında olan taşınmaz üzerinde herhangi bir şerh, takyidat vs bulunamayacağı göz ardı edilerek, davacı ... İdaresinin şerhlerin kaldırılması talebinin kabul edilmemiş olması usul ve Kanun'a uygun bulunmamakta ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamış ve hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

3. Davalılar ..., ... ve ... vekilinin, dava konusu 105 ada 10,11 ve 12 ile 129 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğundan bahisle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda sadece 1957 ve 1985 tarihli memleket haritası incelenmiş ancak 1957 tarihli memleket haritasının yapımına esas hava fotoğrafları incelenmek sureti ile taşınmazların niteliği belirlenmemiş, davalılar yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı netleştirilmemiş, ayrıca rapor ekinde memleket haritalarında dava konusu taşınmazların konumu gösterilirken 1/25000 ölçek kullanılmış ve dava edilen alanlar tarandığı için taşınmazların memleket haritasındaki nitelikleri için yazan bilgiler de denetlenememiştir.

O halde İlk Derece Mahkemesince yöreye ait eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve dava konusu taşınmazın komşu parsellerine ilişkin tespit tutanakları, tespit tutanakları kesinleşmiş ise aynı zamanda tapu kayıtları (tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri) ve dayanak belgeleri ilk tesisinden itibaren tüm tedavülü ile birlikte ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.

Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116,4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı, ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, bundan sonra toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalı; kabule göre de, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline karar verilen taşınmazlar üzerinde herhangi bir beyan ve şerh bulunmamasının Kanun gereği olduğu göz ardı edilmemelidir.

İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davalılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalılar vekilinin dava konusu 104 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının, yukarıda (V.C.3.1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile bu taşınmaz hakkında verilen hükmün ONANMASINA,

2.Davalı Hazine vekilinin 104 ada 12,126 ada 2,138 ada 4 ve 5 ile 139 ada 2 parsellere ilişkin temyiz itirazının (IV.C.3.2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının dördüncü, sekizinci, dokuzuncu, onuncu ve on birinci paragraflarının hüküm yerinden çıkartılarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

3. Davalılar ..., ... ve ... vekilinin, dava konusu 105 ada 10,11 ve 12 ile 129 ada 2 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının yukarıda (V.C.3.3) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca bu parseller yönünden BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılar ..., ... ve ...'e iadesine

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

19.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.