Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı işçi, ... sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, işyerinde 11.10.2010 tarihinde gerçekleşen hırsızlık olayında davacının olayın failleri ile işbirliği yapması nedeniyle ... sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemece davacının açılan ceza davasında beraatine karar verildiği, davacının hırsızlık yaptığı veya hırsızlık yapanlara yardım ettiğine dair herhangi bir delilin elde edilemediği, feshin haklı veya geçerli sebebe dayandığının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinde “Hakim, kusur bulunup bulunmadığına veya haksız eylemi işleyenin ayırtım gücüne sahip olup olmadığına karar vermek için, ceza hukukunun sorumluluk kurallarıyla bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesince verilen aklama (beraat) kararıyla da bağlı değildir. Bundan başka, ceza mahkemesinin kararı, kusurun değerlendirilmesi ve zarar tutarının saptanması konularında da hukuk hakimini bağlamaz.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre kanun, hukuk hakimine geniş bir bağımsızlık tanınmıştır. Ceza hakiminin, suçun işlendiğine ilişkin mahkumiyet veya işlenmediğine ilişkin kesin aklama (beraat) kararları ile bu kararlardaki eylemin hukuka aykırılığını ve nedensellik bağını saptayan maddi olgular dışında, hukuk hakimi, ceza mahkemesi kararlarıyla bağlı değildir.
Somut olayda, ... 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/528- 2012/694 sayılı kararı ile sanıkların suçu işlediklerinin ... olmaması gerekçesi ile beraat kararı verilmiş olup, gerekçesi itibariyle beraat kararı bağlayıcı değildir. Bu sebeple feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir.
Mahkemece tanık ... ... adına çıkarılan davetiyenin tebliğine rağmen gelmemesi üzerine ihzaren celbine karar verildiği, ihzara rağmen hazır edilmeyen adı geçen tanığın dinlenmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 253.maddesinde “Usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeretini bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu giderler takdir edilerek, kamu alacaklarının tahsili usulüne göre ödettirilir. Zorla getirilen tanık evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse aleyhine hükmedilen giderler kaldırılır” hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 245. maddesinde de “Kanunda gösterilen hükümler saklı kalmak üzere, tanıklık için çağrılan herkes gelmek zorundadır. Usulüne uygun olarak çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık zorla getirtilir, gelmemesinin sebep olduğu giderlere ve beşyüz ... Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur. Zorla getirtilen tanık, evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse, aleyhine hükmedilen giderler ve disiplin para cezası kaldırılır” kuralı öngörülmüştür. Uyuşmazlığın çözümü bakımından dinlenmesi gerekli olan tanık ... ...'un ihzaren celbine karar verilmiş ise de, tanığın hazır edilmemesi durumunda gereğini yerine getirmeyenler hakkında suç duyurusunda bulunulacağı ihtarı ile birlikte tekrar ihzar yazısı yazılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.