Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Eskil Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2017 tarihli iddianamesiyle sanığın halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Eskil Asliye Ceza Mahkemesinin 11.01.2018 tarihli kararıyla sanığın halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçundan 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri gereğince beraatlerine karar verilmiştir. Kararın o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 13.12.2019 tarihli kararıyla uygulama maddesinin 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi olması gerektiğinden bahisle hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Dava konusu olay; sanığın 16.07.2016 tarihinde "..." isimli sosyal paylaşım sitesinde ''Dün gece ezanlarımızın okunduğu, haydi namaza denildiği minarelerden daha sonra haydi sokağa dedirtenler 18.000. TL'sı olmadığı için aldığı emiri sorgulayamayan 20 yaşındaki askerlerin katledilmesine fetva vermiştir....'' şeklinde tek yanlı ve yalan beyanlarından sonra güya Türkiye de ülkeye kasteden bölücü terör örgütü PKK ile mücadele etmediğini, ancak darbecilere karşı çıkıldığını beyan ederken bu arada ''tabi darbeyse'' lafzını arada ekleyerek. Tüm memleketimize karabasan gibi çöken ve akabinde 250 den fazla şehidimizin olduğu kara geceyi inkar ederek milletimizin verdiği şanlı mücadeleyi ve şehitlerimizi yok sayarak gerek darbe teşebbüsüne karşı sokaklara dökülen halkın gerekse o gece şehit edilen insanları ve ailelerini yaralayıcı beyanlarda bulunmuş ve darbecilere örtülü destekte bulunmuştur, G.. korkusu yüzünden tüm imamları seferber eden zihniyet'' şeklinde paylaşım yapmak suretiyle halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.

2. Eskil Asliye Ceza Mahkemesinin 11.01.2018 tarihli kararıyla suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ve sanığın eleştiri kastıyla hareket ettiği gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Bölge Adliye Mahkemesince sanığın beraatine karar verilmesine ilişkin uygulama maddesinin 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi olarak düzeltilmesi suretiyle esastan reddine karar verilmiştir.

Yargılama konusu olan halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçunun 5271 sayılı Kanunun 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin beşinci sırasında sayılan temyize tabi suçlardan olması nedeniyle tebliğnamedeki red düşüncesine iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 216 ncı maddesinin birinci fıkrası "Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde olup; failin eylemi nedeniyle kamu güvenliği bakımından açık ve yakın tehlikenin oluşması suçun maddi unsurudur.
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 10 uncu maddesinde ifade özgürlüğü düzenlenmiştir. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin 1976 tarihli Handyside-Birleşik Krallık kararı başta olmak üzere istikrarlı birçok kararında ifade edildiği üzere; "İfade özgürlüğü, demokratik bir toplumun temel taşlarından biri olup bu özgürlüğü olmadığı bir toplumu demokratik olarak nitelendirmek mümkün değildir. İfade özgürlüğü bir toplumun ilerlemesinin ve her insanın gelişiminin temel koşullarından biridir. Bu fikirler toplum tarafından hoş görülmeyen, şok edici, rahatsız edici, beğenilmeyen görüş ve düşüncelerin de özgürce ifadesini kapsar. Bu durum demokratik bir toplumun olmazsa olmazları olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir."
İfade özgürlüğü, bilgi ve fikir alma ve verme özgürlüğünü de kapsamaktadır. Fotoğraflar, tıbbi sırlar, mülakat görüşmelerindeki olgusal ifadeler de bilgi ve fikir kapsamındadır. Bu açıklamalar ışığında "olay ve olgular" bölümünde alıntılanan sözlerin bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın ağır eleştiri kastıyla hareket ettiği ayrıca sanığın paylaşımı nedeniyle atılı suçun unsuru olan kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlike oluştuğuna dair iddia, tutanak ya da herhangi bir delil bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde fiilin suç oluşturmaması sebebiyle kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 13.12.2019 tarihli kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanunun 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanunun 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Eskil Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.02.2024 tarihinde karar verildi.