Davanın Reddi
Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle tapu iptali tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ...Eğitim Yayın ve Tic. Ltd. Şti'nin alt kuruluşlarından olan Özel Alican Alpaslan Koleji ve Tek Lider Özel Öğretim Kursunun faaliyet gösterdiği Yenimahalle 726 ada 41 parsel sayılı taşınmazda bulunan boş binanın 26.08.2016 tarihinde Burdur Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğüne devir edildiğini, davalı hakkında FETÖ terör örgütüne üye olmak suçuyla soruşturma başlatıldığını, davaya konu taşınmazın davalı tarafından 12.10.2010 tarihinde satın alındığını, kiraya verildiğini, alış ve satış değerleri arasındaki farkın ticari icaplara uygun olmadığını, satışın terör örgütü yöneticilerinin talimatıyla devleti zarara uğratmak hazineye devrine imkan bırakmamak amacıyla yapıldığını, satışın iptali ile dava konusu taşınmazın hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, davalının taşınmazı 2010 yılının Ekim ayının 12. günü satın aldığını, taşınmazın zemin ve asma katı ile depo kısımını da 20.07.1992 tarihinde satın aldığını, iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; "... özel okulla kira sözleşmesinin 2012 yılında yapılmış olup, 2014 yılında (09.10.2014 tarihinde) icra takibine başlanmış, icra takibinde kira alacağı ve tahliye talebine ilişkin olarak başlatılmıştır. 12.10.2010 da malum yapıya ait okuldan 2,3,4,5 katları satın alınmıştır. Davalı tarafından 20.07.1992 de 1. Kat davalı tarafından, başkasında satın alınmıştır. Savcılıkta ... 'in kaydı bulunmadığı, FETÖ terör örgütü hakkında başlatılmış bir soruşturma dosyasının bulunmadığı anlaşılmıştır. 20.07.2016 tarihli 2016/9064 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler (12. maddesi) gereğince 01.01.2014 tarihinden itibaren devri yapılan kapatılan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları kapsamaktadır. 01.01.2014 öncesi devri yapılanları kapsamamakta..." olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının satın alma işleminin muvazaalı olduğunu, satışla ilgili ödemeye ilişkin belge ve kayıt sunulmadığını, kapatılan kurumun ticari defterlerinin incelenmediğini, eksik araştırma ile karar verildiğini belirtmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; "...1-Davacı yönüyle; 20.07.2016 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile alınan OHAL kararı kapsamında çıkarılan ve 23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 667 sayılı KHK'nun 2.maddesi uyarınca terör örgütü ile irtibatlı olduğu belirlenen bir kısım özel eğitim ve öğretim kurumlarının kapatılmasına karar verildiği ve KHK'nun ekli II.listesinde ......okullarının da anılan KHK ile kapatıldığı ve 2.madde 2.fıkrası ile malvarlıklarının Hazineye devredildiği, 29 Ekim 2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 675 sayılı KHK'nun "Muvazaalı Devir İşlemleri" başlığını taşıyan 12.maddesinde " 20.07.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonlarının faaliyetlerinin sürdürüldüğü dönemde üzerlerinde bulundukları, mülkiyeti kapatılanların sahibi gerçek veya tüzel kişilere ait taşınmazlardan 01.01.2014 tarihi ila bahse konu yerlerin kapatılma tarihleri arasında üçüncü kişilere devri yapılmış olan ve üzerinde kapatılanlar tarafından aynı faaliyete kapatılma tarihi itibarıyla devam eden taşınmazların devir işlemleri muvazaalı kabul edilir ve tapuda ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak resen tescil edilir." şeklinde düzenleme yapılmış olup, anılan madde uyarınca kapatılan özel eğitim kurumlarından mülkiyeti kendine ait olan taşınmazların 01.01.2014 tarihi ile kapatılma tarihi arasındaki süreçte 3.kişilere devredilmiş olması ve kapatma tarihine kadar faaliyete devam edilmiş olması koşuluyla devir işleminin muvazaalı kabul edileceği belirtilmiş olmakla, dava konusu taşınmazın önceki malik ...Eğitim Yayın ve Tic. Ltd. Şti, tarafından 12.10.2010 tarihinde satış yoluyla davalı ...'e satış ve resmi devrinin yapıldığı, talep konusu taşınmazın 675 sayılı KHK'nun 12.maddesinde belirtilen tarihten önce satılarak devredilmiş olduğu ve davacı idarenin dayandığı KHK kapsamı dışında kaldığı anlaşılmakla, davalı ... hakkında muvazaalı devir iddiasına ve KHK'nun 12.maddesine dayalı olarak açılan davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddi gerekir.
2-Davalı yönüyle; gerekçeli kararın 15.03.2019 tarihinde davalı vekilinin işyerinde daimi çalışanına usulünce tebliğ edildiği, istinaf başvurusunun ise 11.04.2019 tarihinde yasal 2 haftalık istinaf süresi geçtikten sonra yapıldığı, davalı tarafça katılma yoluyla istinaf isteminde de bulunulmadığı anlaşılmakla süresinden sonra yapılan istinaf başvurusunun usulden reddi gerekir. ..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafın, dava konusu taşınmazı KHK ile kapatılan kurumdan muvazaalı bir şekilde satın aldığını, satış değerlerinin ticari icaplara uygun bulunmaması, davalı aleyhine FETÖ/PYD ile ilgili soruşturma başlatılmış olması hususlarının, satışın örgüt yöneticilerinin talimatıyla devleti zarara uğratmak ve Hazineye devrini önlemek amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını gösterdiğini, kapatılan kurumun ticari defterlerinin incelemesinin de yapılmadığını, 29.05.2018 tarihli duruşmada muvafakatleri olmamasına rağmen usul ve yasaya aykırı olarak, davalı tarafın vekili olan Av. ...'in tanık sıfatıyla dinlendiğini, vekalet ücretinin hatalı olduğunu, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; bozulmasını talep etmiştir.
davaya konu taşınmazın terör örgütü yöneticilerinin talimatıyla devleti zarara uğratmak ve hazineye devrine imkan bırakmamak amacıyla davalı tarafından muvazaalı olarak satın alındığı iddiasıyla tapu kaydının muvazaa nedeniyle iptali ile davacı adına tesciline kararı verilmesi talebine ilişkindir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi.
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle taşınmaz devrinin 12.10.2010 tarihinde yapılmış olmasına ve bu tarihin davacının hak sahibi olmasından çok önce gerçekleşmiş olmasına göre ve tüm dosya kapsamına göre davacı vekilinin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.