Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ziynet alacağı davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, eşler arasındaki ziynet eşyalarının dava tarihindeki değerinin ödenmesi istemine ilişkindir. Davacı tarafından düğünde takılan takılar ile evlilik devam ederken alındığını iddia ettiği takıların bedeli talep edilmiştir. Mahkemece, talep edilen takıların ağırlıkları ve dava tarihindeki değerleri tespit ettirilerek, davanın kısmen kabulü ile davacının talep ettiği takıların tamamının bilirkişi raporunda tespit edilen gramlarına göre aynen iadesine, mümkün olmaması halinde tespit edilen değerlerinin, dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, düğünde takılan takılar yönünden bir adet 2 metrelik zincir hariç, tanık beyanları ile dosyaya sunulan düğün fotografları ve alınan bilirkişi raporuna göre davacının düğünde takılan altınların niteliği ve sayısını ispatlamış olmasına, düğünde takıldığı ispat edilen takıların da evilik sırasında davalı tarafından bozdurulduğunun ispatlanmasına ve her ne kadar dava tarihi, 24.07.2007 olduğu halde karar başlığında sehven 22.11.2011 yazılmış ise de, yanlışlığın mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olmasına, göre davacının tüm, davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davalının düğünde takılan 2 adet altın zincire ve düğünden sonra evlilik devam ederken takıldığı iddia edilen 7 adet bileziğe yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili dilekçesinde, düğünde müvekkiline diğer takıların içinde 2 adet 2 metrelik zincir takıldığını iddia etmiştir. Davalı tarafından, takılan takıların abartılı olduğunu ve yargılama sırasında ispat edileceğini belirterek, takıların sayı ve niteliğine itiraz etmiştir. Davacı tarafından, davalıya düğünde takılan takılara ilişkin olarak düğün fotografları delil olarak sunulmuş ise de, fotograflarda bir adet altın zincir olduğu gibi tanık beyanları ile de 2 adet altın zincir takıldığı davacı tarafından ispatlanamamış, sadece 1 adet altın zincirin varlığı ispatlanabilmiştir. Yine davacı tarafından evlilik sırasında, takıldığını iddia ettiği 7 adet bilezik yönünde de, davalı davacıya kendisi tarafından bilezik
alınmadığını, kendisinin Afganistan'da görevde olduğu sırada davacının kendisini telefon ile arayarak ortak hesaptan para çekerek 5-6 tane bilezik aldığını kendisine söylediğini, ancak kendisinin bu bilezikleri aldığını görmediği gibi, alınmışsa da, davacıdan kendisi tarafından alınmadığını, şayet davacı tarafından bu altınlar satın alınmış ise, davacı evden kendi isteği ile ayrılırken yanında götürmüş olabileceğini, belirterek itiraz etmiştir. Davacı söz konusu altınların evlilik içinde satın alındığını söz konusu ziynet eşyalarının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini dinlettiği tanıkların beyanı ile ispat edememiştir. Bununla birlikte davacı delil listesinde “sair her türlü yasal delil” ifadesine yer verdiğinden, söz konusu ifade yemin delilini de kapsadığından, davacıya düğünde takıldığını ispat edemediği bir adet 2 metrelik altın zincirin takıldığı hususunda ve evlilik sırasında alındığını iddia ettiği bileziklerin varlığı ve söz konusu bileziklerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu ve davalı tarafta kaldığı konusunda yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.