Esastan ret

Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 189365 sayılı “...”, 2006/26755 sayılı “...Grup”, 2006/26756 sayılı “...” markalarının 1983 yılından 1994 yılına kadar “...Otomotiv- ...”, 27.10.1994 tarihinden itibaren “...Otomotiv Tic. ve San. A.Ş.” unvanıyla ticari faaliyet gösteren ve “...” unvanıyla tanınan müvekkili adına tescilli olduğunu, “...Dizel” ibaresini unvanında ve tabela vs. yerlerde kullanan davalı aleyhine açılan davada tecavüzün önlenmesine karar verildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, bu dava devam ederken davalının 2015/75798 sayılı “...Dizel... ...” ve 2015/75808 sayılı “...Dizel” markasının tescili için yaptığı müracaatın müvekkilinin itirazları sonucu reddedildiğini, bunun üzerine müvekkilinin 24.11.2015 tarihinde “...Dizel” ibaresinin tescili için Türk Patent ve Marka Kurumu’na (Türkpatent) yaptığı başvuruya verilen cevap ile davalının “... Dizel” markasını kendi adına tescil ettirdiğinin öğrenildiğini, bu işaretin de müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzerlik içerdiğini, ...çekirdek ibaresinin önüne ATD ibaresinin ve sonrasına Dizel ibaresinin eklenmesinin benzerliği ortadan kaldırmadığını, davalının bu tescili ile markalar arasındaki benzerliği kullanarak haksız rekabeti ve ticari kazancı amaçladığını, davalının müvekkili ile aynı sanayi sitesi içine iş yeri dahi açtığını ileri sürerek 2011/41653 sayılı “... Dizel” markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, ... Dizel ibaresini içeren tanıtıcı belgeler, fatura vs.'nin silinmesini, kararın ilanını talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yönetim kurulu başkanı ve üyesi ile davacının yönetim kurulu başkanının ikinci kuşaktan amca çocukları olduklarını, “...Mercedes” firmasını ailenin bir üst kuşağının beraber kurduğunu, sonradan ortaklığın bozulduğunu, müvekkili kurucularının 1996 yılında davalı firmayı, davacının yetkilisinin ise davacı firmayı kurduğunu, taraf kurucularının ticari maziyi beraber paylaştıklarını, eskiye dayalı kullanım hakkının müvekkilinde de bulunduğunu, buna ilişkin belgeleri ibraz ettiklerini, müvekkilinin 20 senedir davacıdan ayrı şekilde markayı kullandığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybının doğduğunu, dava konusu markanın da başvuru tarihi 17.05.2011 olduğu halde davanın 28.06.2017 tarihinde açıldığını, 5 yıllık sürenin geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... dizel+şekil" ibareli, 2011/41653 tescil numaralı, 12. sınıfta davalı adına tescilli olan marka ile davacıya ait mesnet markalar arasında iltibas riskinin doğduğu, davalı markasının 04.10.2012 tarihinde tescil edilmiş olması ve eldeki davanın 29.06.2017 açılması karşısında beş yıllık sürenin dolmadığı, taraflar arasında görülüp kesinleşen dava dosyası gözetildiğinde davacının sessiz kaldığının kabul edilemeyeceği, iltibas tehlikesi söz konusu olduğundan ve dava süresinde açıldığından tescilin kötü niyetli olup olmamasının sonucu etkilemeyeceği, davacının hükümsüzlük dışındaki talepleri yönünden ise kesinleşen 2014/353 E., 2016/62 K. sayılı ilamın bulunduğu, marka tescili dışında davalının bu markayı fiilen ticari etki doğuracak şekilde kullandığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2011/41653 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, sair talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin eskiye dayalı kullanım hakkının bulunduğunu, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece hükümsüzlük yönünden değerlendirme yapılmasının isabetli olduğu, davacının Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/253 E., 2016/62 K. sayılı dosyası ile davalıya karşı “...” markasına tecavüz edildiği iddiasıyla tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, ...ibaresinin davalının ticaret unvanından terkini, şirket belge ve reklamlarının kaldırılması ile manevi tazminat talep ettiği, Mahkemenin 05.04.2016 tarihli kararı ile “Davanın markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, davalının markasal kullanımının engellenmesi ve manevi tazminat talepleri yönünden kabulüne; davalıya ait ticari unvanın terkini yönünden ise tescil tarihi dikkate alınarak talebin reddine” karar verildiği, davacının 2006/26755 tescil numaralı “...Grup” markasını 7,12,20,22 ve 37. sınıflarda, 2006/26256 tescil numaralı “...” markasını 7,12 ve 37. sınıflarda, 189365 tescil numaralı “...” ibareli markasını 12. ve 22. sınıflarda adına tescil ettirdiği, 2011/41653 sayılı “... DİZEL+Şekil” ibareli markanın ise 12. sınıfta 16.05.2011 tarihinden itibaren davalı adına tescilinin sağlandığı, davacının markasının davalı markasından daha önceki tarihe dayandığı, Mahkemece aldırılan ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere aynı sınıfta davalı adına tescilli olan marka ile davacı yana ait davaya mesnet markalar arasında iltibas riskinin mevcut olduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca markaların ve tescil edildiği emtianın benzer olması nedeni ile davalının 2011/41653 tescil numaralı markasının tüm emtia bakımından hükümsüz kılınması şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kullanılmamaya dayalı olarak hükümsüzlüğü talebinde bulunabilmek için ilgili markanın tescilinden itibaren beş yıl geçmesi gerektiğini, 6769 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin beşinci fıkrası uyarınca beş yıl boyunca sessiz kalınması halinde sonraki tarihli markanın tescilinin kötü niyetli olması durumu hariç hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceğini, huzurdaki davanın ise müvekkilin dava konusu 2011/41653 tescil nolu markasının tescil tarihi üzerinden beş yıl geçmeden ikame edildiğini, ilgili hüküm uyarınca “markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği” tarih olarak düzenleme altına alındığından, ilgili sürelerin hesabında bu uygulamanın göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacının markadan 13.02.2017 tarihinde haberdar olduğunu beyan ettiğini, bu hususun hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, davacının kötü niyetini gösterdiğini, dolayısıyla, davacının “markanın kullanılmamaya dayalı iptali” talebinin reddinin gerektiğini, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, tarafların akraba olarak yaklaşık 35 yıl önce “...” markasını beraber kullanmaya başladıklarını, ihtilaflar sonucunda ticari hayatlarına farklı şirketler olarak yine “...” ibaresi altında devam ettiklerini, gerek iyi niyet gerekse dürüstlük ilkesi uyarınca tarafların bu hususu bilmeleri gerektiğini, müvekkilinin eskiye dayalı kullanım hakkına haiz olduğunu, tarafların yönetim kurulu başkanlarının amca çocukları olduklarını, yıllarca tek firma olarak ticari hayatta faaliyet gösterdiklerini, çeşitli sebeplerle ortaklığın bozulması neticesinde müvekkilinin kurucusunun davalıyı kurduğunu, her iki firmanın aynı ticari geçmişe sahip olduklarını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.