İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.03.2009 tarihli ve 2009/2-43 Esas, 2009/56 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere suç vasfına yönelik aleyhe temyiz edildiğinden temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Küçükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.02.2020 tarihli ve 2018/114 Esas, 2020/159 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3-e, 87/3, 29/1,62/1, 51/1-3 53/1 maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl 5 gün denetim süresi belirlenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2020/2012 Esas, 2021/713 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz istemi özetle; suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs suçu olarak belirlenmesi gerektiğine, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, adli raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğinden bahisle eksik incelemeye ve alt sınırdan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

Katılanın alkollü içki de satılan bir marketi işlettiği, olay tarihinden önce sanığın veresiye içki istemesi sebebiyle katılanın oğlu ile tartıştığı, bu tartışma akabinde de ilk haksız eylemin kim tarafından gerçekleştirildiği tespit edilemeyen ve adli mercilere de yansımayan olayda sanığın, katılan tarafından yumrukla darp edildiği, olay günü de sanığın üzerinde 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz olmayan ekmek bıçağı ile katılanın işlettiği markete geldiği, market içerisinde sanık ile katılanın tartıştıkları ve akabinde sanığın katılana bıçakla saldırdığı, katılanın başının sol temporal kısmından ve göğsünden basit tıbbi müdahale ile giderilemez ve hayat fonksiyonlarını hafif (1) derecede etkiler nitelikte kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı ve akabinde sanığın olay yerinden ayrıldığı anlaşılan olayda;
Sanığın engel bir durum bulunmamasına rağmen eylemine kendiliğinden son vermesi ve katılanın yaralanmasının niteliği dikkate alındığında, eyleme uyan suç vasfının neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak belirlenmesinde isabetsizlik görülmediğinden, katılan vekilinin suç vasfına ilişkin temyiz sebebi ile sınırlı yapılan incelemede hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2020/2012 Esas, 2021/713 Karar sayılı kararında katılan vekilince ileri sürülen suç vasfına yönelik aleyhe temyiz istemi yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Küçükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.05.2024 tarihinde karar verildi.