Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Asıl davada davacı ..., ... Köyü, yol arası mevkinde kain 3927 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 5. Katta bulunan güneydoğu cepheli 8 nolu daireyi "satış vaadinin temliki" sözleşmesi ile ...'dan 50.000,00 TL bedel ile satın aldığını, ve parasını peşin olarak ödediğini, satıcı ...'ın da bu daireyi yine noter kanalı ile yaptığı satış vaadi sözleşmesiyle ...'den alarak müvekkiline devrettiğini,...'nin de yapımcı ... ile arasında satış vaadi sözleşmesi olduğunu, ancak bu daireye davalı ... Müdüroğlunun hiçbir hakka dayanmadan müdahale ettiğini, ve gayrimenkulde ikamet etmeye başladığını, defaeten rızası dışında taşınmazda ikamet eden davalıya gayrimenkulu terk etmesi hususunda ikazda bulunduğunu, ancak davalının gayrimenkulu terk etmediğini ileri sürerek davalının gayri menkule yaptığı müdahalesinin menine karar verilmesini, taşınmazı haksız ve usulsüz olarak işgal etmesinden dolayı uğramış olduğu 11.200,00 TL maddi, ve 5.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 16.200,00 TL nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, daha sonra verdiği bir dilekçe ile..., ... ve ...'ü davaya dahil ettiğini bildirerek, bu kişilerden taşınmazın dava tarihindeki değeri olan 80.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı ..., ...Köyü, yol arası mevkinde kain 3927 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 5. Katta bulunan güneydoğu cepheli 8 nolu daireyi "satış vaadinin temliki" sözleşmesi ile ...'dan noter satış sözleşmesi ile 50.000,00 TL bedel ile satın aldığını, ve parasını peşin olarak ödediğini, aynı ada ve parseldeki binanın 2.kat 17 numaralı daireyi 2003 tarihli .... yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile.... satın aldığını, parasını peşin ödediğini, ancak bu taşınmazın da ... tarafından işgal edilmekte olduğunu ileri sürerek; 5927 ada 1 parsel sayılı numarasında kayıtlı bulunan taşınmaz üzerindeki binanın 5.kat güney-doğu cepheli 8 numaralı dairenin ve 2.normal kat kuzey-doğu cepheli 17 numaralı dairenin adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., davanın reddini istemiş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, Dairemizin 2014/47071 esas 2016/1259 karar sayılı kararıyla onanmış, karara karşı karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Dairemizce 2016/8450 esas 2016/20269 karar sayılı karar düzelme kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının birleşen dava hakkında olumlu olumsuz hüküm kurulmamış olması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmadan sonra mahkemece, davalı ...'na yönelik davanın subut bulmadığından reddine, davacı ile mülkiyeti nakledici herhangi bir hukuki işlem yapmamaları nedeniyle davada sıfatları bulunmadığından davalılar ... ile ...'e karşı açılan davanın reddine, 50.000,00.-TL'nin ödeme tarihi olan 04/10/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Asıl davada davacı, davanın açılmasından sonra verdiği bir dilekçe ile ..., ve ... 'ün davaya dahil edilmesini ve bu kişilerden 8 nolu bağımsız bölümün dava tarihindeki değeri olan 80.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece bu talep, davanın ıslahı olarak değerlendirilip, davalılar ... ile ...'e karşı açılan davanın reddine, 50.000,00.-TL'nin ödeme tarihi olan 04/10/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 176.maddesine göre taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Kanunun 188.maddesinde davanın tamamen ıslah edilebileceği de ayrıca belirtilmiştir. Buna göre taraflar, ıslah ile iddia ve savunmalarını değiştirebilir, talep sonucunu arttırabilir yahut davasını tamamen ıslah ederek talep sonucundan başka bir şeye karar verilmesini isteyebilirler.
Bununla birlikte dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak yoktur. Zira ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir dava açılmaz. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek talep sonucunu değiştirebilirse de, dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınmasını isteyemez. Yine davada taraf değişikliği ancak Kanunun izin verdiği bazı durumlarda (maddi hata, karşı tarafın rızası, zorunlu dava arkadaşlığı, dava konusunun devri gibi) söz konusu olup, ıslahla davaya yeni kişilerin dahil edilmesi de, mü... ıslahla davaya dahil edilemeyeceği hususu gözardı edilerek davanın tarafı olmayan bu kişiler hakkında ıslahla davaya ithal edilemeyecek talepler yönünden hüküm verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus aynı zamanda kamu düzenine ilişkin olduğundan bozmayı gerektirmiştir.
2-Dosya içeriğinden birleşen davanın davalılarından ...'in 11/01/2015 tarihinde, ...'nin 08/10/2009 tarihinde ve ...'nın 27/12/2007 tarihinde ...'nin ise karar tarihinden sonra 12/12/2017 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Mahkemece davacı tarafa ölen davalıların mirasçılarını davaya dahil etmesi için süre verilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ölümle birlikte taraf ehliyeti ( 6100 sy. HMK m.50) sona erdiği halde davalı ..., ...hakkında hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
3-HMK m.297/2 hükmü gereği hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Birleşen davada davacı, 8 nolu bağımsız bölüm yanında 17 nolu bağımsız bölümün de adına tesciline karar verilmesini talep ettiği halde mahkemece birleşen davanın reddine karar verilmişse de karar gerekçesinde 17 nolu bağımsız bölüme ilişkin değerlendirme yapılmamış olmakla söz konusu talep yönünden bir karar verilmiş olduğundan bahsedilemez. Mahkemece 17 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili yönündeki talep hakkında olumlu olumsuz hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
4-Bozma sebeplerine göre davacının temyiz sebeplerinin incelenmesine şu aşamada gerek görülmemiştir.
Yukarıda 1,2,3. bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde asıl ve birleşen davada davacıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.