Davacılar kendi adına asaleten ... ve ...'a velayeten ... vekilleri Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 23/09/2016 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18/10/2017 günlü karara karşı davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurularının kabulü ile ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/10/2017 gün ve 2016/711 esas, 2017/368 sayılı kararının kaldırılmasına ve HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilerek davanın kısmen kabulüne dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince verilen 11/05/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ile katılma yoluyla davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Davalının temyiz dilekçesi yönünden;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2018 yılı için 47.530,00 TL dir.
HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 47.530,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir.
Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince davacılardan ... lehine 40.000,00 TL ve davacılar ... ve ... lehine ayrı ayrı 30.000,00’er TL manevi tazminata hükmedilmiş, bu karara karşı da davalı vekili ile katılma yoluyla davacılar vekili temyiz yoluna başvurmuştur. İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar yönünden temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenecektir.
Davacılar lehine hükmedilen ve temyize konu edilen miktarlar, yukarıda belirtilen kesinlik sınırının altında kalmaktadır. O halde, davacılar lehine takdir edilen manevi tazminat yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti olmayıp, davalının temyiz itirazlarının HMK’nun 362/1-a maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacıların katılma yoluyla temyiz dilekçesi yönünden;
Katılma yolu ile temyiz, asıl temyiz talebine sıkı sıkıya bağlıdır ve ona tabidir. Asıl tarafın temyiz ettiği kararın temyizi kabil değilse (HMK m.362), karşı (kendi temyiz süresini geçirmiş olan taraf) taraf cevap dilekçesi (katılma yolu) ile hükmü temyiz edemez. Temyiz yoluna başvuranın temyiz talebi Yargıtay tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın temyiz talebi de reddedilir. (HMK. m.366,348/2)
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verildiğine göre, katılma yolu ile kararı temyiz eden davacılar vekilinin de 6100 sayılı HMK’nun 348. maddesi gereğince temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin 362/1-a maddesi gereğince REDDİNE, davacıların temyiz dilekçesinin ise (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle REDDİNE, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine ve davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.