Esastan ret

Taraflar arasındaki davalı Kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasın dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1847 yılında Copenhag’da kurulmuş, dünyanın en büyük 5 bira şirketi arasında yer alan bir şirket olduğunu, tescilli ... esas unsurlu markalarını uzun yıllardır nizasız ve fasılasız olarak kullandığını, davalı şirketin 2018/18072 numaralı marka başvurusuna itiraz ettiklerini, itirazlarının hukuka aykırı olarak reddedildiğini, oysa davaya konu ... Biranın Sade ve Geleneksel Hali ibareli başvurudan daha önce müvekkilinin Biranın Sade ve Geleneksel Hali markasını kullanmaya başladığını ve bu kullanım sonucunda mezkûr markaların ayırt edici nitelik kazandığını, müvekkili adına 2018/06547 no ile işlem görmekte olan Biranın Sade ve Geleneksel Hali markası ile aynı çalışma alanı ve birebir aynı emtiada kullanılmak üzere davalı şirket tarafından aynı ibareler için marka başvurusu yapılmasının kötü niyetli olduğunu, ayrıca 2018/19177 nolu ... müvekkilinin Biranın Sade ve Geleneksel Hali markasının müvekkili adına 32. sınıfta tescilli olduğunu, başvuru markasının müvekkilinin markaları ile aynı esas ve ayırt edici unsuru içermesi nedeniyle seri marka izlenimi yaratacağını, müvekkilinin 2018/06547 başvuru numaralı müvekkilinin Biranın Sade ve Geleneksel Hali markasının aynı zamanda bir slogan olup, müvekkili ve emtialarını tanıtıcı bir işlevinin de olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketin tanınmışlığından, tüketiciler nezdindeki kalite algısından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde istifade etmeye kalkıştığını ileri sürerek 2019-M-5555 sayılı YİDK kararın iptaline, 2018/18072 numaralı başvurunun tescili halinde sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının itirazlarına gerekçe olarak gösterdiği 2018/19173 numaralı ... BİRANIN SADE VE GELENEKSEL HALİ + ŞEKİL, 2018/19177 numaralı ... BİRANIN SADE VE GELENEKSEL HALİ ve 2018/19169 numaralı ... %100 MALT GOLD ALMAN SAFLIK YASASI BİRANIN SADE VE GELENEKSEL HALİ marka başvurularının başvuru tarihlerinin 26.02.2018 olduğunu, müvekkilinin davaya konu marka başvurusunun 22.02.2018 tarihinde yapıldığını, dolayısıyla davacının yaptığı itirazlara gerekçe olarak gösterdiği markaların itiraza gerekçe teşkil etmesinin mümkün olmadığını, bununla birlikte davacının itirazına gerekçe olarak gösterdiği bu markaların müvekkilinin marka başvurusu ile benzer olmadığını, davacının müvekkili hakkındaki kötü niyet iddialarının kabul edilebilir nitelikte olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu ... Biranın Sade ve Geleneksel Hali ibareli markanın bir bütün olarak soyut-somut ayırt edici niteliği haiz bulunduğu, markanın tescil edilmek istendiği emtia sınıfı dikkate alındığında Biranın Sade ve Geleneksel Hali ibaresinin tasviri bir anlam taşıdığı, bu markanın bir bütün olarak halkı yanıltıcı işaret taşımadığı, dava konusu markanın mutlak tescil engeli barındırmadığı, dava konusu yapılan markanın başvuru tarihinin 22.02.2018 olduğu, davacının dayanak yaptığı 2018/19173,2018 19177 ve 2018 19169 numaralı markalarının başvuru tarihlerinin 26.02.2018 olması nedeniyle sonraki tarihli bu markaların değerlendirme dışı tutulduğu, davacının dayanak yaptığı markalardan 2018/06632, 2018/06627,2018/06622, 2018/06617 numaralı başvurularının çekişme konusu yapılan biranın sade ve geleneksel hali ibaresi ile hiçbir ilgisi bulunmadığı, 2018/06685 ve 2018/06675 numaralı başvuruların sırasıyla biranın %100 malt ve katkısız hali ve biranın katkısız hali ibareli başvurular hem çekişme konusu yapılan biranın sade ve geleneksel hali ibaresini içermedikleri, taraf markalarında ortak unsur durumunda bulunan ve çekişme konusunun temelini oluşturan Biranın Sade ve Geleneksel Hali ibaresinin, biranın türü veya üretim yöntemine ilişkin tüketiciyi bilgilendirici bir açıklama niteliğinde olduğu, bira üretimi yapan herkesin içerik veya üretim yönetimini ifade etmek, tüketiciyi bilgilendirmek için kullanacağı genel bir ibare olduğu, somut olayda iltibas riskinin oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından kullanılmakla maruf ve meşhur hale getirilen biranın sade ve geleneksel hali ibareli markası uluslararası 32. sınıfa dahil emtia için 22.01.2018 tarih ve 2018/06547 no ile huzurdaki davaya konu kötü niyetli başvurudan (1) bir ay önce marka başvuru konusu edildiğini, davalının kötü niyetli olarak aynı ibarelerle mezkur başvurudan 1 ay sonra kötü niyetli marka başvurusunda bulunduğunu, yerel mahkemece yapılan yargılamada sunulan delillerle davanın sübuta erdiğini, mahkemece de eksik, yanlı ve hüküm kurmaya elverişsiz raporun hükme esas alınarak karar verildiğini, biranın sade ve geleneksel hali ibareli markanın müvekkili şirket tarafından bulunmuş ve uzun süredir müvekkili şirket tarafından yoğun biçimde kullanılmakla maruf ve meşhur hale getirildiğini, ayırt edici nitelik kazandırıldığını, biranın sade ve geleneksel hali markasının ilk kez müvekkili şirket tarafından davalıdan 1 ay önce yaratıldığını, tüketiciler nezdinde de ayırt edici niteliği haiz bulunduğunu, bu durumun görmezden gelindiğini, davalı şirket tarafından markanın kullanılmasının açıkça marka haklarımıza tecavüz niteliğinde bulunduğunu, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu ... Biranın Sade ve Geleneksel Hali ibareli markanın bir bütün olarak soyut-somut ayırt edici niteliği haiz bulunduğu, markanın tescil edilmek istendiği emtia sınıfı dikkate alındığında Biranın Sade ve Geleneksel Hali ibaresinin tasviri bir anlam taşıdığı, bu markanın bir bütün olarak halkı yanıltıcı işaret taşımadığı, dava konusu markanın mutlak tescil engeli barındırmadığı, davacının dayanak yaptığı 2018/19173, 2018/19177 ve 2018 19169 numaralı markalarının başvuru tarihlerinin sonraki tarihli olması nedeniyle bu markaların değerlendirme dışı tutulduğu, davacının dayanak yaptığı markalardan 2018/06632, 2018/06627,2018/06622, 2018/06617 numaralı başvurularının da çekişme konusu yapılan biranın sade ve geleneksel hali ibaresi ile benzerliği bulunmadığı, davacının dayanak yaptığı 2018/06685 ve 2018/06675 numaralı başvuruların çekişme konusu yapılan ibareyi içermedikleri, davacının önceki tarihli başvurusu 2018/06547 numaralı marka başvurusunun kapsamı ile davalının başvurusunun kapsamlarının aynı bulunduğu, taraf markalarında ortak unsur durumunda bulunan ve çekişme konusunun temelini oluşturan Biranın Sade ve Geleneksel Hali ibaresinin, biranın türü veya üretim yöntemine ilişkin tüketiciyi bilgilendirici bir açıklama niteliğinde olduğu, bira üretimi yapan herkesin kullanacağı genel bir ibare olduğu, iltibas koşullarının oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir..

Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.