Esastan ret
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Yapı Malzemeleri Ticaret Anonim Şirketi ve yine dava dışı ... Yapı Malzemeleri Nakliye İnşaat Ticaret Anonim Şirketi ile birlikte yüksek değerli birtakım taşınmazlarını ayni sermaye olarak konulmak suretiyle davalı şirketin kurulduğunu, müvekkilinin dava dışı şirketlerde uzun yıllardır pay sahibi olduğunu, ayni sermaye olarak konulan taşınmazların dava dışı şirketlerin önemli miktarda mal varlığını oluşturduğunu, şirket varlığı üzerinde önemli miktarda tasarruf edilebilmesi için şirket genel kurulunun bu hususta karar alması, yönetim kurulunu temsil açısından yetkilendirilmesinin zorunlu olduğunu, davalı şirketin esas sözleşmesindeki "sermaye" başlıklı 6 ncı maddenin geçerli hukuki bir dayanağı olmadığından söz konusu maddenin batıl olduğunun tespit edilmesinin gerektiğini belirterek davanın kabulü ile davalı şirketin esas sözleşmesindeki sermaye başlıklı 6 ncı maddedinin geçerli hukuki bir dayanağı olmadığı, söz konusu işlem emredici hükümleri ve anonim şirketim temel yapısına aykırılık teşkil ettiğinden batıl olduğunun tespitine, ayni sermayeye konu olan bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarında bulunan davalı şirket lehine ayni sermaye konulmasına ilişkin şerhlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların doğru olduğunu, dava dışı şirketlerin ayni sermaye olarak koydukları taşınmazlar ile ilgili olarak genel kurul kararı almadıklarını ve almayacaklarını da açıkça beyan ettiklerini, işbu dava için 23.03.2022 tarihinde genel kurulun toplandığını, davanın kabulü yönünde oy birliği ile karar alındığını, kararın uygulanması için yönetim kurulunun yetkilendirildiğini, şirketinin esas sözleşmesindeki sermaye başlıklı 6 ncı maddenin geçerli hukuki bir dayanağı olmadığını beyan ederek davanın kabulünü istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ortakları ... Yapı Malzemeleri Nakliye İnşaat Ticaret A.Ş. ve ... Yapı Malzemeleri Ticaret A.Ş. olduğu, davacının ise davalı şirketin ortağı veya yetkilisi konumunda olmadığı, bu nedenle davacının davalı şirket aleyhine ana sözleşmenin herhangi bir maddesinin iptalinin veya batıl olduğunun tespiti davasını açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davalının aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı şirket istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi ve devamı maddelerince açılmış genel kurul kararının iptal davası değil şirket esas sözleşmesinin 6 ncı maddesinin butlan olduğuna ilişkin tespit davası olduğunu, bu davayı ilgili herkesin açabileceğini, davacının davalı şirketin paylarına sahip dava dışı şirketlerde uzun yıllar pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, ayrıca davalı şirkette de yönetim kurulu üyesi olduğunu, bu nedenle dava açmakta hukuki yararı bulunduğunu, davalının kabul beyanı gereğince davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava dışı ... Yapı ve ... Yapı Malzemeleri şirketlerinde uzun yıllar pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalı şirketin de yönetim kurulu üyesi olduğunu, dava dışı ... Yapı ve ... Yapı şirketlerinin ayni sermaye olarak koydukları taşınmazlarla ilgili olarak genel kurul kararı almadıklarını ve almayacaklarını beyan ettiklerini, işbu dava hakkında 23.03.2022 tarihli genel kurulda davanın tamamen kabulü yönünde karar alındığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının somut olayda aktif husumetinin bulunmadığını, davalı şirket için sadece tasfiyeye yönelik işlemler yapılabileceğini, davacının aktif husumeti kabul edilse dahi davalı şirketin ortağı olan şirketlerin ortaklık yapısı ile yetkilileri arasındaki akrabalık bağları gereği dürüstlük kuralının işbu dava açılışında gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar edip akrabalık bağının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği kabulünün hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, davalı anonim şirket esas sözleşmesinin sermaye başlıklı 6 ncı maddesinin batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.