TEREKE TEMSİLCİSİ: Muris Mehmet Kutlugün terekesini temsilen ...
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacılar adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde, müvekkillerinin mirasbırakanı Mehmet'in dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu 447 no’lu parselin paydaşlarından olduğunu, davalının ise taşınmazda Hazım Kavak'ın 3/28 payını trampa yolu ile devralarak paydaş haline geldiğini, ancak davalının söz konusu payı aslında satış yolu ile aldığı halde önalım hakkının kullanılmasını engellemek amacı ile tapuda yapılan temliki muvazaalı olarak trampa olarak gösterdiğini, payının karşılığında devredilen 5283 parsel sayılı taşınmazın değerinin payın değeriyle mukayese edilemeyecek derecede düşük olduğunu, davacıların önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, tapuda trampa olarak yapılan temlikte muvazaa olmadığını, trampa nedeniyle verilen taşınmazın değeri ile payın değerinin eş değer olduğunu, kaldı ki eş değerde olmasının şart olmadığını, trampaya karşı önalım hakkının kullanılamayacağını belirerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşa o payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve o payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Olayımıza gelince; dava dışı Hazım Kavak'ın önalım hakkına konu payın ilişkin bulunduğu 447 No’lu parselde 3 / 28 payını, davalıya ait Uçhisar Köyü 5283 No’lu parsel ile 26.5.2010 tarihinde trampa etmesi üzerine durumdan haricen haberdar olduğunu belirten davacılar önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Satış dışındaki temliklerde önalım hakkının kullanılması mümkün değildir. Davacılar da tapuda trampa şeklinde yapılan temlikin aslında
muvazaalı olduğunu iddia ederek gerçekte satış yapıldığı iddiasında bulunmuştur. Tapudaki işlemin tarafı olmayan davacının bu iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlaması mümkündür. Bu konuda dinlenen davacı tanığı ve mahalli bilirkişi tapuda yapılan işlemin niteliği konusunda bir açıklamada bulunmamışlar, dava konusu payın değerinin karşılığında devredilen taşınmazın değerinden fazla olduğu konusunda beyanda bulunmuşlardır. Trampaya konu edilen taşınmazlar arasındaki değer farkı tek başına tapuda trampa olarak yapılan temlikin aslında satış olduğunu göstermeye yeterli değildir. Bu husus tanık beyanları ve toplanan diğer delillerle kesin olarak kanıtlanamamıştır.Bu durumda mahkemece tapuda yapılan işlemin trampa olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.