Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar Dairemizin 12.06.2012 gün ve 2012-5845-2012/8818 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmesi üzerine bu defa davacı tarafından yasal süresinde karar düzeltme isteminde bulunulmuş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili istemiyle yapılan takibe vaki itirazın iptali istemidir.
Davacı vekili dava dilekçesinde davalının 01.03.2003 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli sözleşme ile müvekkiline ait taşınmazın kiracısı olduğunu, sözleşme süresinin bitiminde tarafların aylık kira bedelinin 22.000 USD olduğu konusunda anlaştıklarını, kira bedelinin 8000.-TL'sinin düzenli olarak bankaya, 14.000 USD'nin ise elden ödendiğini Aralık 2008 - Eylül 2009 arası elden ödenmesi gereken kira bedelleri toplamı 110.930 USD ile 3501,48 USD işlemiş faiz alacağının tahsili için icra takibi yapıldığını, davalının yasal sürede takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali, takibin devamı ve %40 inkar tazminatı isteminde bulunmuş, kira parasının 2008 yılı 5. ayından 11 ayına kadar aylık 8000 USD bankaya, 14.000 USD ise elden makbuz karşılığında davalı şirket çalışanı ...tarafından ödendiğine, dair ödeme makbuzlarına ait dip koçanlarını delil olarak ibraz etmiştir.. Davalı vekili aylık kira bedelinin 8000 USD olduğunu, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, söz konusu makbuzlarda şirket kaşesinin imzasının olmadığı gibi, söz konusu şirket çalışanı...'in de şirketi temsile yetkili olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, ödemelerin davalı şirket çalışanı tarafından yapılmış, olmasına göre kira sözleşmesinin aylık 22.000 USD kira bedeli üzerinden yenilendiği kabul edilerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %40 oranında inkar tazminatına karar verilmiş. Kararın davalı tarafından temyizi üzerine, dairemizce ödeme makbuzlarında şirket kaşesinin bulunmaması, davalı şirketin de belgede imzası bulunan kişinin şirketi temsile yetkili kişi olmadığını beyan etmesi nedeniyle bu durumun, kira alacağını ispatlamaya yeterli olmadığından ticari defterlerin de incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulması üzerine, davacı tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık aylık kira parası miktarına ve davalının kira parasının aylık 22.000 USD olarak ödendiğine dair, davalı şirket çalışanı..., tarafından makbuz karşılığında teslim eden olarak imzalayarak ödemede bulunduğu makbuzların, şirket kaşesi bulunmaması ve...'in davalı şirket çalışanı olmasına rağmen şirketi temsile yetkili kişi olmaması nedeniyle, yaptığı ödemenin davalı şirketi
bağlayıp bağlamayacağı, aylık kira parasını kanıtlar nitelikte olup olmadığı noktasındadır. Öncelikle ...tarafından, davacıya yapılan ödemeler, davalı şirketi borç altına sokan bir işlem olmayıp, borç ödemesi niteliğinde olduğundan, ödemenin şirket kaşesi altında ve şirketi temsile yetkili kişilerce yapılması şart değildir. Bu açıdan, ödemenin, şirket adına, bir çalışanı tarafından ilgilinin banka hesabına yatırılması ile elden ödeme yapılması arasında hiçbir fark bulunmamaktadır. Nasıl ki banka hesabına kira parasının yatırılması sırasında, para yatıran kişinin, borçlu şirketin temsilcisi olması şart olmadığı ve şirket kaşesi altında ödeme yapılması aranmadığı gibi, alacaklıya doğrudan yapılan ödeme yönünden de, şirket kaşesi altında ödeme yapılmış olması veya şirketin yasal temsilcisi tarafından ödeme yapılması da, borcun niteliği gereği şart değildir. Bu şekilde yapılan ödeme şirketin borcunu sona erdiren bir ödemedir. Burada üzerinde durulması gereken husus, üçüncü kişi tarafından yapılan ödemenin kira miktarının belirlenmesi açısından şirketi bağlayıp bağlamayacağıdır.
Davacı tarafından sunulan makbuz dip koçanlarında tahrifat yapıldığı iddia edilmediği gibi, söz konusu belgelerden kira parasının 2008 yılı 5. ayından 11 ayına kadar bankaya yatan kira parası dahil toplam 22.000 USD olarak ...tarafından ödendiği anlaşılmaktadır. Kira parasını yatıranın, davalının çalışanı olması, para yatırma işlememin firma çalışanı tarafından yapılabilecek mutat işlerden olması karşısında B.K'nun 453 maddesine göre şirket çalışanının ticari vekil sıfatıyla hareket etmiş olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda kira paralarını 2008 yılı 11. ayına kadar aylık 22.000 USD üzerinden yatıran davalı şirketin aksini ispatlayamaması karşısında, kiranın 22.000 USD olarak kabul edilmesinde bir usulsüzlük ve kanuna aykırılık bulunmamaktadır. Buna göre, dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere ve takdirde de isabetsizlik bulunmamasına göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu, bu defa ki incelemeden anlaşılmış olmakla, bozma kararının kaldırılarak kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacının karar düzeltme talebinin yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile atıfta bulunulan mahkeme kararına yönelik Dairemizin 12/06/2012 günlü ve 2012/5845-8818 E. ve K. sayılı bozma kararının kaldırılarak hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına ve istek halinde peşin alınan karar düzeltme harcının düzeltme isteyen davacıya iadesine, 05.12.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Mahkemenin kararında ve Yargıtay bozma ilamında yazılı sebeplere göre 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nun 440.maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuz için sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz. 05.12.2012