Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, dava konusu 25 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek tapu iptali, terkin ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davacı ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
tapu iptali, terkin ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 25 parsel sayılı, tarla vasıflı, 12.145 metrekare alanlı taşınmazın davalılar adına kayıtlı olduğu, mahkemece hükme esas alınan teknik raporun 25.09.2014 tarihli ve kıyı kenar tespitiyle ilgili heyet raporunun 18.11.2014 tarihli olduğu, teknik raporda bakanlıkça belirlenen ve henüz onanmadığı anlaşılan kıyı kenar çizgisi hattının dikkate alındığı, heyet raporunda ise kıyı kenar çizgisiyle ilgili tespitler yapılıp Aydın İdare Mahkemesinin kararı ile düzeltilen kıyı kenar çizgisinin doğru olduğu belirtilmekle birlikte her hangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığı, sonuç kısmında da bakanlık onayına sunulan, komisyon marifetiyle tespit edilen yeni kıyı kenar çizgisi ile ilgili bakanlık onayı beklendikten sonra teknik bilirkişiye teyit gerektiğinin bildirildiği sabittir.
Mahkemece Aydın İdare Mahkemesi kararı ile düzeltilen ve Danıştay tarafından onama kararı verilen, sonrasında komisyon marifetiyle tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile ilgili bilgi ve belgelerin, bakanlık onayıyla birlikte getirtilerek mahalinde 3 kişilik jeolog ya da jeomorfolog, 1 harita mühendisi ve 1 inşaat mühendisinden oluşacak yeni bir bilirkişi kurulu eliyle mahallinde yeniden keşif yapılması, topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesi, farklılık olursa sebebinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklattırılması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin irdelenmesi, gözlem çukurlarının kroki üzerinde işaretlenerek gösterilmesi, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunduğunun tespit edilmesi halinde kesinleşen kıyı kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı kenar çizgisi ile çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, çekişmeli taşınmazın tamamen veya kısmen kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.