Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11/09/2012 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19/01/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesine göre bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı HUMK'nun 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
1086 sayılı HUMK'nun 427/2 maddesinde, miktar veya değeri belirli bir tutarın altında kalan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararların kesin olduğu, dolayısı ile temyizinin olanaklı bulunmadığı hükme bağlanmıştır.
6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi gereği yürürlüğü devam eden 1086 sayılı Kanunun 428. maddesinin 1. bendine göre 2016 yılı itibariyle 2.190,00 TL'yi geçmeyen kararlar temyiz edilemeyecektir.
Eldeki davada temyiz istemine konu kararın verildiği 19/01/2016 tarihinde temyiz kesinlik sınırı 2.190,00 TL'dir. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonucu belirlenen iki alternatif geçit yerinin birinde geçit bedeli 322,89 TL, diğerinde ise 379,92 TL'dir. Bu miktarlar açık biçimde temyiz edilebilirlik sınırı altında olduğundan, anılan karara karşı temyiz yoluna gidilmesi, miktar itibariyle mümkün değildir.
Hal böyle olunca, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kesinlikten REDDİNE, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 13/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.