Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasının, yapılan yargılaması sonucunda Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.01.2015 tarihli ve 2014/520 Esas, 2015/24 Karar sayılı kararı ile sanığın; cinsel saldırı suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 31.01.2018 tarihli ve 14-2015/119942 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Tanıklar ve mağdurenin soruşturma aşamasındaki detaylı anlatımları uyarınca; mağdurenin üvey babası olan sanığın 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca cezalandırılması gerekirken beraat kararı verilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Onama sebebine uygun olarak Tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.01.2015 tarihli ve 2014/520 Esas, 2015/24 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün; Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğu ile ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.02.2024 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
Dairemiz Sayın heyetin “cinsel saldırı” suçundan verilen beraat kararının onanmasına yönelik çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Mağdurenin öz annesi ile sanığın evli oldukları, önce mağdurenin annesinin 2007 yılında Azerbeycan’dan gelerek sanık ile evlendiği, yaklaşık 1 yıl sonra Azerbeycan’da bulunan kızı mağdur ..., 2011 yılında ise büyük kızı tanık Sevinç’in 7 yaşındaki kızı ile birlikte Türkiye’ye gelerek anneleri ve sanık olan üvey babaları ile birlikte yaşamaya başladıkları, soruşturma aşamasında mağdur, tanık mağdurenin annesi ve mağdurenin ablası benzer anlatımlarda bulunarak “olay tarihinde sanığın mağdurenin arkasına geçip belinden sarılıp, cinsel organını mağdurenin poposuna dokundurarak göğüslerini okşadığı ve sıktığını, tişörtünü aşağıya çekip göğüslerini üstten açtığı, pencereden mağdurenin annesi ve ablasının olayı görüp yanlarına geldikleri” anlatıldığı, ancak kovuşturma aşamasında mağdure ve tanıkların benzer şekilde beyanlarını değiştirdikleri, aynı evde sanıkla beraber yaşamaya devam ettiklerini beyan ettikleri, sanığında mahkeme aşamasında mağdure ve tanıkların kendisine iftira attıklarını, şikayetlerinden de vazgeçeceklerini beyan ettiği, olay tarihinde kollukta mağdure, sanığın yaklaşık bir yıldır kendisinin kıyafetleri üzerinden göğüslerini ve poposunu dokunduğunu, dudaklarından öptüğünü, bunları annesine söylememesi için kendisini tehdit ettiğini söylediği, olay tarihinde de camiye giderken zorla kendisine hap içirdiğini, bu sana gelecekte lazım olur dediğini, 1 tanede yanına verdiğini beyan ettiği, kolluk aşamasında bu ilacın doğum kontrol hapı olduğu tespit edildiği, hernekadar mağdurun fiziksel yapısı itibari ile sanığa engel olabileceği belirtilmiş ise de aynı evde yaşadığı sanığın tehditlerinden korkan mağdurenin karşı koyamayacağı, ayrıca Azerbaycan’dan gelen ve gidecek yerleri olmayan mağdure, anne ve ablasının olayın sıcağı sıcağına verdikleri beyanlarında olayları benzer anlattıkları ancak beraber yaşamaya devam ettikleri için şikayetlerini geri aldıkları anlaşıldığından sanığın üzerine atılı suçu işlediği kanaati ile sayın heyetin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
...