Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2015/461 Esas, 2016/506 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası,, 62,50,52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 Tl adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği, hükmü temyiz ettiğine ilişkindir.

1. Katılan şikayetinde sanığın kardeşi olduğunu, daha önce... Ekmek Fabrikasını çalıştırmakta iken 12.01.2010 tarihinde işini bıraktığını, buna dair Mersin Vergi Dairesi Başkanlığından işi terk belgesi aldığını ancak kardeşinin işletmiş olduğu ekmek fabrikasında kendi adına yaptırdığı kaşeyi kullanarak denetim sonunda kesilen para cezasının katılana gelmesine sebebiyet verdiğini, 13.08.2012 ve 11.09.2012 tarihlerinde... Ekmek Fabrikasında yapılan denetimlerde işi bırakmasına rağmen kendi adına düzenlenmiş olan kaşenin kullanıldığını ve isminin altına imza atıldığını, katılana 5.937,00 TL tutarında para cezası geldiğini, kendisini zarara uğratan kardeşi hakkında şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.

2. Sanık savunmasında 12.01.2010 tarihinde kardeşi katılandan... Ekmek Fabrikasını devraldığını, 28.05.2013 tarihinde tekrar katılana devrettiğini, 13.08.2012 tarihli resmi kontrol raporunda isminin altındaki imzanın kendisine ait olduğunu ancak kaşeyi kendisinin bastırmadığını beyan etmiştir.

3. Tüm dosya kapsamından sanığın idari para cezasından kurtulmak amacıyla katılanın adına basılmış olan kaşeyi kullanarak ve kaşenin altına katılan adına imza atılarak para cezasının onun adına gelmesine sebep olunduğu, düzenlenen özel evrak niteliğindeki belgede sahtecilik suçunu açıklanan şekilde işlediği kanaati ile bu şekilde sanığın özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

4. Mahkemesince sanık hakkında suçun sübut bulduğu kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Katılan kendisine ait... Ekmek Fabrikasınından 12.01.2010 tarihinde işi bıraktığı ve Mersin Vergi Dairesi Başkanlığından işi terk belgesi aldığını ancak sanığın, kardeşi olan katılanın kendi adına yaptırdığı kaşeyi kullanmak suretiyle 13.08.2012 tarihinde imzaladığı resmi kontrol raporu ile denetim sonunda kesilen para cezasının katılana gelmesine sebebiyet verdiğini, bu şekilde atılı özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilen olayda; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen basit ve seri yargılama usulüne tabiresmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşturması karşısında suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli ve 2015/461 Esas, 2016/506 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.02.2024 tarihinde karar verildi.