Davanın kısmen kabul, kısmen reddine

Taraflar arasında görülen tapusuz taşınmaz tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Anılan karar, davalı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; Batman ili Hasankeyf ilçesi ... köyünde yer alan güneyinde (Irmak köy – ... köyü) köy yolu, batısında patika yol, doğusunda kısmen Aslıhan Gündüz ile Mehmet Gök ve Nebahat Gündüz’ün müştereken tapusuz taşınmazları, kuzeyinde ise Başaran soy isimlilere ait tapusuz taşınmazlar bulunan tapusuz taşınmazın davacılar tarafından müştereken 20 yılı aşkın süredir zilyetlikte bulundurulduğu iddiasıyla eşit paylar oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesinde, Türk Medeni Kanunu'nun 713/6 ncı maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın Hazine adına tescilini talep ve dava etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; bilirkişi raporuna ekli krokide (C) ve (D) harfi ile belirtilen kısımlar yönünden davanın kabulüne, geri kalan (A), (B), (E) ve (F) harfi ile belirtilen kısımlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince; keşfe katılmayan orman mühendisi raporunun hükme esas alınamayacağı, varsa komşu parsellere ilişkin kadastro tutanakları ve tapu kayıtları ile dayanak belgeleri celp edilerek eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları da istenmek suretiyle ziraat mühendisi, bir harita-kadastro mühendisi ile bir orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu yardımıyla mahallinde yeniden keşif icra edilmesi gerektiği, taşınmaz niteliğinin tespiti ve zilyetlik ile imar ve ihyaya dair araştırma yapılması gerektiği, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı hususunda araştırma yapılması gerektiği, öte yandan davalı ... vekilinin tescil talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamasının da hatalı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; 08.04.2019 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak rapora ekli krokide (A), (C) ve (D) harfi ile belirtilen kısımlar yönünden dava tarihinden geriye dönük en az 20 yıldır kesintisiz kullanım olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacılar adına 1/2 şer hisse olarak tapuya tesciline; rapora ekli krokide (B), (E) ve (F) harfi ile belirtilen kısımlar yönünden ise imar ihya çalışmalarının tamamlanmadığı ve zilyetlik şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hazine vekilinin tescil talebi yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm, davalı ... vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından bilirkişi raporlarının çelişkili olduğu ve çelişkilerin giderilmediği, zilyetlik şartlarının gerçekleşmediği, 24.03.2021 tarihli bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmesine rağmen itiraz süreleri dolmadan karar verildiği iddialarıyla temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Şöyle ki; Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisi Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 03.05.2019 tarihli (15.05.2019 havale tarihli) bilirkişi raporunda; 1978 ve 1984 yıllarına ait hava fotoğraflarında dava konusu edilen taşınmazların tamamında kullanım olmadığı, ilk kez 2010 yılına ait uydu görüntüsünde krokide (A), (C) ve (D) harfleriyle gösterilen bölümlerde kullanım olduğu ve kalan kısımlarda ise bir kullanım bulunmadığı belirtilmiştir. Yine 16.07.2013 tarihli Jandarma Komutanlığı yazı cevabından ve mahalli bilirkişi beyanlarından; 1990 yılında dava konusu taşınmazın bulunduğu köyün boşaltıldığı ve 1998 yılından itibarense köye dönüşlerin başladığının anlaşılmaktadır. Ayrıca Jeoloji Mühendisi ... tarafından düzenlenen 02.04.2013 havale tarihli bilirkişi raporu ve rapora ekli fotoğraflarda çekişmeli taşınmazların davacı lehine zilyetlikle iktisabı engelleyen taşlarla kaplı bulunduğu, başka bir ifadeyle taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun bir zilyetlik bulunmadığı görülmektedir. Buna göre krokide (A), (C) ve (D) harfleriyle gösterilen kısımlar da dahil olmak üzere dava konusu edilen taşınmazların tamamı üzerinde dava tarihiolan 24.11.2011'den önce 20 yıldır süregelen bir zilyetlik olmadığının dosya kapsamında sabit olduğunun kabulü gerekmektedir.

Tüm bu nedenlerle krokide (A), (C) ve (D) harfleriyle gösterilen kısımlar yönünden de davacıların davasının reddine karar verilmesi gerekirken delillerin yanlış değerlendirilerek bu kısımlar yönünden kabule karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı ... vekili ile davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.