Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi gereğince yapılan kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması işlemine itiraz ile tapu iptali ve tescil davasında Antalya Kadastro Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 28.04.2011 tarihli ve 2011/682 Esas, 2011/5174 Karar sayılı ilamıyla Kadastro Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Kadastro Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda 19.09.2013 tarihinde; davacı ... İdaresinin dava dilekçesinde aynı zamanda dava konusu taşınmazın bir bölümünün kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalan Devlet ormanı olduğu iddia edildiğinden bu talebe ilişkin dava yönünden görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi 13.05.2014 tarihli ve 2013/10242 Esas, 2014/5465 Karar sayılı ilamıyla Kadastro Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.
Görevsizlik kararının onanması üzerine Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 07.12.2017 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Antalya ili Kepez ilçesi Duacı Köyünde 1946 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre tahdit çalışması yapılmış dava konusu yer orman sınırı içinde kalmıştır. 1979 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre (1744 sayılı Kanun ile değişik) aplikasyon ve 2 nci madde uygulaması yapılmıştır, 1981 tarihinde kesinleşmekle dava konusu taşınmaz kısmen orman sınırı içinde kısmen 2 nci madde parselinde kalmıştır. 1987 yılında 6831 sayılı Kanun'a göre (3302 sayılı Kanun ile değişik) 2/B uygulaması yapılarak kesinleşmiş, dava konusu taşınmazlarda bir değişiklik olmamıştır. 2010 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) 22/a uygulaması yapılarak kesinleşmiş, eski 997 parsel sayılı dava konusu taşınmaz 27864 ada 7 parsel numarası ile 583,75 m2 olarak tapu kaydı oluşturulmuştur. 2012 yılında 3402 sayılı Kanun'un Ek 4 üncü madde (5831 sk 8. madde ile eklenen) uygulaması ile hak sahipliği tespiti ve güncelleme yapılarak kesinleşmiş, dava konusu 27864 ada 7 parsel numaralı taşınmazın 513,32 m2’si P.III nolu 2 nci madde parselinde, 70,43 m2’lik kısım ise “orman sınırı” içinde tespit görmüştür.
Davacı ... İdaresi, Antalya ili Kepez ilçesi Duacı Köyü 27864 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kalan kısmının orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.
Dava, orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.
İlk Derece Mahkemesince 07.12.2017 tarihinde, davanın kabulü ile Antalya ili Kepez ilçesi Duacı Köyü 27864 ada 7 nolu (eski 997 parselde kayıtlı) 583,75 m2 yüzölçümlü taşınmazın 23.02.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda (A) harfi ile gösterilen 70,43 m2'lik kısmının orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Dava konusu edilen taşınmazın 1946 yılı tahdit haritasına göre orman sınırı içerisinde kaldığı, 1987 yılında 2/B işlemleri üzerine orman rejiminden çıkartıldığı, hava fotoğrafları, memleket haritası ve amenajman planı incelemesinden taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 70,43 m2'lik kısmının "Devlet ormanı sayılan" yerde kaldığının tespit edildiği kanaatine varılmıştır.
Hüküm davacı ... İdaresi tarafından dava konusu taşınmazların tamamının orman olduğu iddiasıyla, davalı tarafından ise davanın kabulüne ilişkin kararın usul ve kanuna aykırı olduğu iddiasıyla temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.