Kısmen Beraat, Kısmen Mahkumiyet, Kısmen Hükmün Açıklanmasının geri bırakılması.
Yerel Mahkemece verilen hüküm duruşmalı olarak temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre sanık ... ve ... yönünden tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Sanık ... hakkında, 6136 sayılı Yasaya aykırılık; sanık ... hakkında suçu bildirmeme suçları için yapılan incelemede:
Sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi gereğince kurulan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin kararların, aynı Yasa maddesinin 12. fıkrası gereğince temyizi olanaklı olmayıp itirazı olanaklı kararlardan olması nedeniyle ve 5271 sayılı CMK'nın 264/1. maddesi uyarınca, sanıklar savunmanları açısından yasa yolu ile merciinde yanılmanın yasa yoluna başvuru hakkını ortadan kaldırmayacağından, aynı maddenin 2. fıkrasına göre itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemeye iletilmek üzere, dosyanın bu kararlar yönünden incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
Sanık ... için hükmedilen cezaların sürelerine göre duruşmalı inceleme olanağı bulunmadığından savunmanının; katılanlar ... ve ...'ın duruşmalı inceleme isteme hakları bulunmadığından vekillerinin duruşmalı inceleme istemlerinin 1412 sayılı CMUK.nun 318. Maddesi gereğince REDDİNE,
II- Sanık ... ve katılanlar ... ile ... davada Avukat ... tarafından temsil edilmişlerdir. Sanık ... ile katılan ...'ın kardeş oldukları, katılan ...'ın sanık ...'in annesi olduğu tarafların ifadeleri ve dosyada mevcut nüfus kayıtları ile sabittir.
Mahkeme, sanık ...'in yağma suçu sonucunda elde ettiği paranın bir kısmını kardeşi katılan ...'ın banka hesabına yatırdığını, geri kalanı ile bir ev satın aldığını ve bu taşınmazı tapuda annesi katılan ... adına tescil ettirdiğini kabul etmiş ve hüküm kesinleştiğinde paranın katılanlara iadesine, evle ilgili olarak tedbirin devamına ve hüküm kesinleştiğinde diğer katılanlar tarafından gereğinin yapılmasına karar vermiştir. Katılanlar ... ve ...'ın temyiz itirazları, hükmün bu yönüne yönelik olduğundan ve bu nedenle hukuki çıkarları ile sanık ...'ın hukuki çıkarları arasında çatışma olmadığı ve ileri sürdükleri hukuki itirazların aynı nitelikte bulunduğu; adı geçen sanığın yargılama aşamasında da Avukat ... haricinde Avukat ... ve Avukat ... tarafından temsil edilip savunulduğu anlaşıldığından; sanık ... ve katılanların davada aynı avukat tarafından temsil edilmelerinin hukuka aykırılık ve bu bağlamda 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38/b maddesine aykırı bir uygulama olarak görülmediği;
Diğer katılanlar ..., ... ve ... vekili Avukat ...'in 25.11.2011 tarihli açıklamalı temyiz dilekçesinde temyiz itirazlarını, trafik kayıtlarına tedbir konulan otomobillerin sahiplerine verilmesine ilişkin hükme ve suça konu paranın iadesine yönelik taleple sınırlı olduğu;
Kabul edilerek yapılan incelemede:
1-Sanıklar ... ve ... hakkında, yağma suçundan kurulan beraat hükmüne;
2-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında, katılan ...'un parasının yağmalanması suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne;
3-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında, katılanlar ... ve ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçlarından kurulan mahkumiyet hükmüne;
4-Sanıklar ... ve ... hakkında, sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmüne;
5-Sanık ... hakkında sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne;
6-Sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne;
7- Katılan ...’ın banka hesabındaki 50.000 Türk Lirası üzerine konulan tedbirin devamına ve karar kesinleştiğinde katılanlar ..., ... ve ...’a iadesine; katılan ... adına kayıtlı taşınmazın üzerindeki tedbirin devamına ve karar kesinleştiğinde katılanlar tarafından gereğinin yapılmasına; üzerine tedbir konulan araçlar üzerindeki tedbirlerin devamına ve karar kesinleştiğinde sahiplerine iadelerine; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emaneti’nin 2010/209, 2010/511 ve 2010/337 sırasında kayıtlı suç konusu eşya ve eklentilerinin müsaderesine ilişkin kurulan hükme;
Yönelik incelemede:
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanıklar ... ve ... için yağma suçu yönünden duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunmalar doğrultusunda yapılan incelemede;
Sanıklar ... ... ve ...'in katılanlar ... ve ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçlarına, diğer sanıklarla birlikte önceden verilen karar doğrultusunda el ve işbirliği içerisinde hareket ederek fiilen katıldıklarının anlaşılması karşısında; haklarında 5237 sayılı TCK'nın 37/1. maddesi yerine, 39/1. maddesi ile uygulamalar yapılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların, sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiği düşünülmeden, yargılama giderlerinin sanıklardan müştereken alınmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısı, katılanlar ..., ..., ..., ... ve ... savunmanları ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz dilekçelerinde ve sanık ... savunmanları Avukatlar ..., ..., ın; sanık ... savunmanı Avukat ...'nin duruşmada ileri sürdükleri tüm itiraz ve savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanıklar ... ve ... için duruşmalı temyiz incelemesi yapılan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından yargılama giderlerine ilişkin bölüm çıkartılarak, yerine “Sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-1- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında, katılan ...'un parasının yağmalanması suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne;
2-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında, katılanlar ... ve ...'un şahsi eşya, belge ve paralarının yağmalanması eylemine;
3-İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emaneti'nin 2010/283 numarasında kayıtlı, 37.700 Türk Lirası ile 700 Amerikan Doları'nın müsaderesine ilişkin hükme;
Yönelik olarak yapılan incelemede:
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, katılanlar ... ve ...'a yönelik yağma suçunun sanıklar ..., ... ve ... tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanıklar ..., ... ve ...'in, katılan ...'un parasının yağmalanması suçuna diğer sanıklarla birlikte önceden verilen karar doğrultusunda el ve işbirliği içerisinde hareket ederek fiilen katıldıklarının anlaşılması karşısında; haklarında 5237 sayılı TCK'nın 37/1. maddesi yerine, 39/1. maddesi ile uygulamalar yapılması,
2- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in, önceden yaptıkları plan doğrultusunda, katılan ...'un parasının yağmalanması için parayı taşıyan diğer katılanlar ... ve ...'yı kaçırıp parayı bu kişilerden zorla almaya karar verdikleri, bahse konu paranın olay sırasında katılan ...’un zilyetliğinde olduğu ve onun tarafından taşındığı, her iki katılanın silah zoru ile bir otomobile bindirildiği, yolda sanıkların katılan ... tarafından taşınan ...'a ait parayı aldıktan sonra katılanlar ... ve ...'nın üzerlerindeki şahsi para ve eşyayı da yağmaladıkları anlaşılıp kabul edildiğine göre; sübut bulan somut olayda, sanıklar yağma kasıtlarını, katılan ...’un zilyetliğinde olan paraya özgüledikleri, eylem sırasında adı geçen katılanın zilyetliğinde ise hem katılan ...'un parasının, hem de kendi şahsi para ve eşyasının bulunduğu, aynı suç kastı ile gerçekleştirilen bir eylemle katılan ...’un zilyetliğindeki tüm para ve eşyanın alınması ile katılanlar ... ve ...’a yönelik eylemin, kasıt ve uygulanan eylem bütünlüğü içerisinde tek yağma suçunu oluşturduğu; katılan ...’nın üzerindeki şahsi para ve eşyasının
yağmalanmasının da olay aşamasında yenilenen ikinci bir suç kastı ve bu kasıt doğrultusunda gerçekleştirilen ikinci bir yağma suçuna vücud verdiği; sanık ...'ın suç kastının ve eyleminin katılan ...'un parasının yağmalanması suçuna katılma ile sınırlı kaldığı, bu eylemden sonra gerçekleştirilen katılan ...'nın şahsi para ve eşyasının yağmalanması fiiline katılmadığı dikkate alındığında; katılan ...'un parasının yağmalanması dışında, katılanlar ... ve ...'nın şahsi para ve eşyasının yağmalanması eylemlerinin iddianamede suç olarak anlatıldığı, ancak tek sevk maddesi gösterildiği, 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesi gereğince, mahkemenin iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında hüküm kuracağı; fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı olmadığının hükme bağlanmış olması karşısında; oluşa, dosya içeriğine ve toplanan kanıtlara göre, katılanlar ... ve ...’a yönelik sübut bulan tek yağma suçu için hüküm kurulduğu halde; katılan ...'ya yönelik yağma suçu için açılmış bir dava bulunduğu kabul edilerek ayrı bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,
3-Hükmün esasını oluşturan kısa kararda, yağma suçuna konu olan ve sanıklarda ele geçirilen, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emaneti'nin 2010/283 numarasında kayıtlı, 37.700 Türk Lirası ile 700 Amerikan Doları'nın müsaderesine; gerekçeli kararda ise aynı konuda, katılanlar ...'a ve ...'a iadesine karar verilmesi suretiyle hükümde çelişki yaratılması;
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısı ile sanıklar ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, ilişkin oybirliğiyle alınan karar 05.12.2012 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Oya ....’in katıldığı oturumda, sanıklar savunmanlarının yokluklarında açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.