Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Eşme Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2016 tarihli ve 2016/153 Esas, 2016/468 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.

1. 14.02.2016 tarihinde ihbar üzerine hakkında birden fazla suçtan yakalama kaydı bulunan sanığın kullandığı aracın kolluk görevlilerince durdurulduğu, Eşme Sulh Ceza Hâkimliğinin 14.02.2016 tarih ve 2016/14 değişik iş sayılı arama ve el koyma kararına istinaden sanığın kullandığı araçta yapılan aramada, hakkında 24.03.2016 tarihli ayırma kararı verilen şüpheli...'in kimlik bilgileri kullanılarak hazırlanmış ve sanığın fotoğrafının yapıştırılmış olduğu bir adet sürücü belgesi bulunmuştur.

2. Sanığın, soruşturma aşamasında yakalaması olduğu için suça konu belgeyi aracında bulundurduğunu ifade etmesine rağmen, kovuşturma aşamasında sürücü belgesini bilgisi dışında aracına konulduğuna dair savunma yaptığı belirlenmiştir.

3. Uzmanlık raporuna göre, söz konusu belgenin tamamen sahte olduğunun ve aldatma kabiliyetini haiz olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.

4. Mahkemece, dosya kapsamındaki uzmanlık raporu, duruşmada sürücü belgesi üzerinde yapılan gözlem sonucu aldatma kabiliyetini haiz olduğu tespit edilen, üzerinde sanığın fotoğrafı olan ve yapılan arama sonucu sanığın kullandığı araçta bulunan sürücü belgesinin iradesi dışında düzenlenmesinin ve aracında bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu kanaatine varıldığından, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek, resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına ilişkin temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Eşme Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2016 tarihli ve 2016/153 Esas, 2016/468 Karar sayılı kararında, mahkemenin sanığın aşamalarda oluşu açıklamayan, dosya kapsamına uygun düşmeyen beyanlarına itibar edilmediği yönündeki kabulünde ve yasal ve yeterli gerekçelerle yapılan uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiş, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği ve unsurları itibarıyla oluştuğu anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Eşme Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2016 tarihli ve 2016/153 Esas, 2016/468 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebebi ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebebinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.02.2024 tarihinde karar verildi.