B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 2 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (l) bendi uyarınca davaya bakma görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2018/716 Esas, 2018/881 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
1.Mahkemece; katılanı cep telefonundan arayıp kendisini emniyet mensubu olarak tanıtan kişinin hesaplarından terör örgütlerine para aktarıldığı şeklinde hile ile kandırması ve yönlendirmesi neticesinde katılanın sanığın banka hesabına 7.600,00 TL para yatırdığı, sanığın bu paranın 1.000,00 TL'sini çektikten sonra kalan kısmını çekmek isterken kolluk görevlilerince yakalandığı, eylemin suç tarihine göre lehe kabulle basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.
3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, kurumların cevabi yazıları, katılanın beyanı, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.
4.Uzlaştırma işlemlerinin uygulandığı ancak uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır.
1.Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular kısmının (1) numaralı paragrafında yer verildiği üzere mahkûmiyet hükmünün kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2018/716 Esas, 2018/881 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.02.2024 tarihinde karar verildi.