Mahkumiyet
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü, 62 nci maddeleri, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 51 inci madddesinin birinci,üçüncü, yedincı fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 7 ay 7 gün hapis ve 6240 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan bozma görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
Sanık müdafinin temyiz nedenleri;
1. Mahkemece sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Sanığın suç işleme kastının olmadığına,
3. Diğer temyiz nedenlerine,
İlişkindir.
Mahkemece, sanık tarafından, kentsel sit alanında kalan taşınmazda izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunulduğu dosya kapsamında mevcut tüm tutanaklar ve bilirkişi raporları ile sabit görülerek sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir.
Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 07.07.2012 gün ve 891 sayılı kararı ile tescilli kentsel sit alanında kalan 145 ada 20 parselde inşaî faaliyetlerin başladığının Fethiye Müze Müdürlüğünde görevli arkeologlar tarafından 13.03.2015 tarihinde tespit edilmesi üzerine, 08.04.2015 tarihli yapı tatil zaptı ile 145 ada 20 parselde meskenin 2 katlı olarak inşa edilmekte olduğu, tuğla duvarlarının örülmüş, tabliye betonunun dökülmüş, kaba sıvası işçiliğinin devam etmekte olduğu, çatı örtüsünün yapılmadığı tespit edilmiş, anılan tutanağa istinaden sanık hakkında Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2015 tarihli ve 2015/2971 Esas sayılı iddianamesi ile 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan dava açıldığı, dosyanın Fethiye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/459 Esasına kaydedildiği, mahkemece 06.11.2015 tarihinde keşif yapıldığı, keşif esnasında suça konu yapıda suç tarihinden sonra inşai faaliyetlerin devam ettiği tespit edilerek sanık hakkında suç duyurusunda bulunduluğu, sanık hakkında Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 25.12.2015 tarihli ve 2015/4226 Esas sayılı iddianamesi ile 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan dava açıldığı, Fethiye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/634 Esasına kaydedilen dosyanın mahkemenin 21.01.2016 tarihli kararı ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesi ile Fethiye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/459 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece icra edilen keşif sonrası dosyaya sunulan arkeolog bilirkişi raporunda, suça konu izinsiz müdahaleler nedeniyle alanın bitki örtüsünün, topoğrafik yapısının, kültürel varlıkları ile silüet etkisinin bozulduğunun belirlendiği, inşaat bilirkişisi raporunda yapılan bina ve yüzme havuzlarının en fazla 1 yıllık olduğu, dava konusu binanın 3194 sayılı Kanun'un 5 inci maddesine göre bina vasfında olduğunun dava konusu taşınmazda bulunan bina ve yüzme havuzları ile ilgili inşaat işlerinde tespit tutanağı ile keşif tarihleri arasında değişiklik olduğu, tespit tarihinde yarım olan işlerin tamamının bitirilmiş olduğunun, keşif esnasında kullanılır durumda olduğu anlaşılmıştır.
Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 07.07.2012 gün ve 891 sayılı kararı ile tescilli kentsel sit alanında kalan 145 ada 20 parselde inşaî faaliyetlerin başladığının Fethiye Müze Müdürlüğünde görevli arkeologlar tarafından 13.03.2015 tarihinde tespit edilmesi üzerine, 08.04.2015 tarihli yapı tatil zaptı ile 145 ada 20 parselde meskenin 2 katlı olarak inşa edilmekte olduğu, tuğla duvarlarının örülmüş, tabliye betonunun dökülmüş, kaba sıvası işçiliğinin devam etmekte olduğu, çatı örtüsünün yapılmadığı tespit edilmiş olduğu, mahkemece yapılan keşif ile inşai faaliyetlere tutanak tarihinden sonra da devam edildiğinin anlaşıldığı, keşif akabinde ibraz edilen inşaat bilirkişisi raporunda yapılan bina ve yüzme havuzlarının en fazla 1 yıllık olduğu, tespit tarihinde yarım olan işlerin tamamının bitirilmiş olduğu ve keşif esnasında kullanılır durumda olduğunun belirtilmesi karşısında mahkemece sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiş ve tebliğnamedeki bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Anayasa Mahkemesinin, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede:
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2024 tarihinde karar verildi.