Esastan ret

Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin ... AVM isimli satış mağazasında müvekkili şirketin tanınmış "TAÇ" markasını izinsiz olarak 35. sınıfta yer alan mağazacılık hizmetlerinde kullandığının tespit edildiğini, bu durumun marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalı yanın mağazacılık sınıfı olan 35. sınıfta "TAÇ" markasının kullanımını haklı kılabilecek herhangi bir tescilinin bulunmadığını, müvekkili şirket dışında hiç kimsenin "TAÇ" markasını mağaza ismi olarak tabelasında kullanma hakkının bulunmadığını, müvekkili şirketin 35.08 (yeni 35.05) sınıfındaki tescillerinin kapsamının bütün mal ve hizmetleri kapsadığını, davalı yanın 35. sınıfta tescilli herhangi bir "TAÇ" markası olmadığı gibi kendisi ile grup şirketi olduğu düşünülen dava dışı .... Mutfak Eşyaları Ltd. Şti.’nin de "TAÇ" ibareli marka tescillerinin çoğunlukla 08. ve 21. sınıfları kapsadığını, bu firmanın mağazacılık alanında hiçbir marka tescilinin bulunmadığını davalının mağaza tabelasında kullandığı markanın müvekkili şirket markasıyla neredeyse birebir aynı olduğunu ve iltibas yaratacak kadar benzediğini ileri sürerek markaya tecavüzün tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında aynı sebebe dayanan bir çok dava bulunduğunu, davalının davalı tarafından yasal marka tesciline dayalı kullanımının söz konusu olduğunu, davalının TAÇ markasının 07,08,11 ve 21. sınıflarda tescilli olduğunu, davalı kullanımının davacının 35/05 alt grubunda tescilli markalarına tecavüz oluşturmadığını, üretilen malın satımının 35/05 alt grubuna giren bir hizmet olmadığını, bir ticari işletme bünyesi içinde üretilen ürünlerin satılmasının, zaten işletmesel faaliyetin doğal sonucu olduğunu ve ayrıca 35/05 alt grubunda tescil yaptırılması gerekmediğini, davalı mağazasında davalının dava dışı kardeş şirketi TAÇ MUTFAK adına tescilli olan züccaciye ürünlerinin satışının yapıldığını, davalının ürettiği ve üzerinde marka tesciline hak kazandığı emtiaları mağazasında ve sanal ortamda satabileceğini, bu durumun marka hakkına tecavüz oluşturmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın "TAÇ" markasının 35. sınıftaki kullanımının bütün mal ve hizmetler bakımından müvekkili şirkete ait olduğu, davalının mağazada kullandığı TAÇ ibaresinin ve logosunun müvekkili şirketin 35. sınıftaki markası ile ayniyet gösterdiği ve müvekkili şirketin 35. sınıftaki tescillerini ihlal ettiği, davalının mağazada kullandığı TAÇ ibaresinin müvekkili şirketin tanınmış TAÇ markası ile aynı olduğunu iddia ettiği, emsal davalarda alınan raporlarda davalının taç ibareli kullanımlarının sadece dava dışı grup şirketin tescilli markalarının satışına ilişkin olduğu ve 35/5. sınıftaki mağazacılık hizmeti olarak nitelenemeyeceği, davalı kullanımlarının dava dışı grup şirketinin tescil kapsamındaki malların aynı marka altında satışa sunulması olması nedeniyle perakendecilik hizmeti olarak değerlendirilemeyeceği, bundan dolayı da salt işaret benzerliğinden hareketle davalı kullanımları ile davacının dayanak yaptığı markaları arasında birbiri ile ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı ile davalı kullanımlarının dayanağını oluşturan dava dışı grup şirketin uzun yıllardır birlikte var oldukları ve dava dışı grup şirketin davalı kullanımlarına dayanak oluşturan tescilli markalarının davacının dayanak markalarından önceki tarihli olmaları da dikkate alındığında artık davacı markaları bakımından hak ihlalinden söz edilemeyeceği tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği, markaya tecavüz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ürün markasının mağazacılık markası olmadığını, ürün markası tescilinin aynı isimle mağaza açma hakkı vermeyeceğini, mağaza ismi kullanımının 35. sınıftaki satış hizmetinin kullanımına delalet ettiğini, ürün markası alan bir kişinin ürünü satmak amacıyla mağaza açabilmesi için, bu mağaza isminin daha önceden başkası tarafından tescil edilmiş veya kullanılmamış olması gerektiğini, davalı markalarının 35. sınıfta tescilli olmadığını, davalı kullanımının tescil dışı kullanım olduğunu, Mahkemenin markalar arasındaki iltibası yeterince değerlendirmediğini, davacı markasının tanınmış marka olup olmadığı hususunun da kararda irdelenmediğini, dava dışı taç Mutfak şirketinin, anılan markaları yalnızca züccaciye ürünlerinde kullanabileceğini, marka ile mağaza açamayacağını, davacı markasının 35. sınıfta tescilli olduğunu ve hükümsüz kılınmadığı sürece tekel hakkına sahip olduğunu, markanın bu sınıfta züccaciye ürünlerinin perakende satışı için tescil edildiğini, mal sınıfındaki tescilin mağazacılık sınıfında müktesep hak vermediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların uzun yıllardır ticaret alanında faaliyet gösterdiği, birbirlerinin markalarından haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının bir kısım markaları yönünden davacı markalarından önceki tarihlerde tescil başvurusu yapıldığı, davacı yanca davalı kullanımına ilişkin olarak dosyaya sunulan ve davalı yanca da inkâr edilmeyen görseller incelendiğinde; davalı adına 2015/09571 tescil nolu marka ile 2014/58846 tescil nolu markanın ... AVM içerisinde açılan mağazada tabelada kullanıldığı, söz konusu kullanımın tescile uygun olduğu, davalının adına tescilli ürün markasını tescile uygun olarak işyeri tabelasında kullanmış olmasının iyiniyetli kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu kullanımın tescil sınıfının dışına çıkan bir kullanım olarak kabul edilemeyeceği, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ile önlenmesi istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 ile 29 uncu maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.