Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 30.maddesi hükmünde doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde gerçek durumun her türlü delille kanıtlanabileceği açıklanmıştır. Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup, hakim tarafların talepleri ile bağlıdır. Hakim, talepte bulunan tarafların iddia ettiği olaylar ve ileri sürdüğü deliller ile yetinerek karar vermek zorundadır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise re’sen araştırma prensibi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir.
Somut olaya gelince; davacı Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yaşayıp ve ölen, nüfus kaydı bulunmayan ... (...) oğlu (...) ... (...)'nın mirasçılık belgesinin verilmesini istemiş, mahkemece tensip tutanağı ile davacı tarafa muris ile arasındaki irsiyet ilişkisinin ne olduğu, nüfus kayıtlarının bulunabileceği yerleri bildirmesi için verilen 1 haftalık kesin sürenin, murisin nüfusa kayıtlı olmaması halinde ırsiyet ilişkisinin belirlenmesi için Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açması için verilen 2 haftalık kesin sürenin gereklerinin davacı tarafından yerine getirilmediği gerekçesiye HMK'nun 119 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından dava dilekçesi ekine nüfusa kayıtlı bir kısım mirasçıların nüfus kayıtları ile delil niteliğinde Üsküdar 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 951/160-370 Esas ve Karar sayılı ilamlarının konulduğu anlaşılmaktadır.
Davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için miras bırakanın ve mirasçılarının nüfus kayıtları ile kimlik bilgilerinin belirlenmesi, bu bilgilerin elde edilebilmesi için bütün imkanların kullanılması gerektiği kuşkusuzdur.
Ne var ki, mahkemece davacının dava dilekçesinde bildirdiği nüfus kayıtları ile mahkeme ilamı bulunduğu yerlerden getirtilmediği gibi, davacıya neden dolayı Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açması için kesin süre verildiği dahi anlaşılamamaktadır.
O halde mahkemece, mirasçılık belgelerinin her türlü delille ispatı mümkün ve aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu gözetilerek, davacı tarafından dava dilekçesinde delil olarak sunulan mirasçılık belgesi dosyası getirtilmeli, mirasçıların kimlik bilgilerinden yola çıkılarak murisin kayıtlarına ulaşılmaya çalışılmalı, bu bilgilerin elde edilebilmesi için bütün yollar tüketilmeli, bir kimsenin babasız ya da dedesiz doğamayacağı hatırda tutulmalı, mevcut kayıt ve delillere göre belirlenen mirasçıları gösterir şekilde mirasçılık belgesi verilmesi gerekir.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın eksik araştırma, soruşturma ve yersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 05.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.